(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 185)
Dava: Turan Karapınar ile Kangal Bozarmut Köyü Tüzel Kişiliği, Hazine, Sahak Karapınar ve müşterekleri aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Kangal Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 25.02.2004 gün ve 16/22 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava dilekçesinde mevkii ve sınırlarını açıkladığı 9 parça taşınmazın adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı köy tüzel kişiliğine dava dilekçesi tebliğ edilmesine karşın yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, Dervişpınarı mevkiinde teknik bilirkişinin krokisinde A ve C, Bostantarla mevkiinde E, Köyiçi mevkiinde G, Yazı mevkiinde L (I) harfleriyle gösterdiği taşınmaz bölümleri için davanın kabulüne, B, F, G, H ve J harfleriyle gösterdiği taşınmaz bölümleri açısından davanın reddine karar verilmesi üzerine; hükmün, kabule ilişkin bölümleri davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve muristen intikal hukuksal sebeplerine dayanılarak TMK. nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi gereğince açılan tescil davasıdır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar taşınmazların davacının babası Kadir'den kaldığını bildirmişler ve taksimden söz etmemişlerdir. Bu bakımdan muris Kadir'den kalan taşınmazlar elbirliği ile mülkiyet hükümlerine tabi olup, dosyada bulunan Kadir'in veraset ilamına göre, dava dışı kalan tüm mirasçılarının açılan davaya karşı usulüne uygun olarak olurlarının alınması veya terekesine temsilci atanmak suretiyle ve onun huzuru ile davanın yürütülmesi ve dava koşulunun bu şekilde yerine getirilmesi gerekmektedir.
Öte yandan davacı 25.02.2004 tarihli yargılama oturumunda Dağyolu, Köyönü, Çorak ve Köyiçi mevkii ile Dervişpınarı mevkiinde bulunan bir parça taşınmazdan yani krokide B, F, G, H ve J harfleri ile gösterilen taşınmaz bölümlerine ilişkin davasından vazgeçtiğini (atiye bırakacağını), 14.07.2003 tarihinde yapılan keşifte ise dava dilekçesinde 8.sırada gösterdiği Öztarla mevkiindeki taşınmaz için açılan davayı müracaata bıraktığını açıklamıştır.
Davacının tutanaklara geçen bu beyanları, davadan feragat niteliğinde bulunmamaktadır. Açıklanan beyan; davayı geri alma (takipten vazgeçme-atiye bırakma) niteliğindedir. Ancak, davacı davayı geri alma yasağı kuralı ile karşılaşmaktadır. HUMK. nun 185/1. fıkra 1. bendine göre, davalının rızası olmaksızın davacı davasını takipten vazgeçemez. O halde, davacının davayı geri alma beyanına karşı davalılara bu husus hatırlatılıp, bu taşınmazlara ilişkin davayı takip etmek isteyip istemedikleri sorulduktan sonra mahkemece değerlendirme yapılması gerekirken, feragatın hukuki sonuçlarını doğuracak şekilde, davacının vazgeçmesi nedeniyle B, F, G, H ve J ile ilgili davanın reddine karar verilmiş olması anılan madde hükmüne aykırı düşer. Mahkemece, hüküm fıkrasının 4 nolu bendinde teknik bilirkişinin krokisinde G harfi ile gösterdiği taşınmaz parçasının kabulüne, 5 nolu bendinin üçüncü fıkrasında ise, aynı taşınmaz için davacının vazgeçmesi nedeniyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Bir taşınmaz için hem kabul hem red kararı verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Bunun dışında kabulüne karar verilen taşınmazların tapuda kayıtlı olup olmadıkları da sorulmamıştır. Çifte tapu oluşumunun önlenmesi açısından kabul kararı verilen taşınmazlara ait teknik bilirkişinin rapor ve krokileri müzekkereye eklenmek suretiyle bu taşınmazların tapuda kayıtlı olup olmadıklarının Tapu Sicil Müdürlüğü'nden sorulması ve gelecek yazıya göre değerlendirme yapılması gerekir. Dervişpınarı mevkiinde iki parça taşınmazın tescilinin istendiği, teknik bilirkişinin krokisinde A, B ve C harfleriyle işaretlediği taşınmazlardan hangisinden davacının vazgeçtiği de belirlenemediğinden, bu husus kendisinden sorulmak suretiyle açıklığa kavuşturulması ve ona göre değerlendirme yapılması gerekmektedir. Öz mevkiinde bulunan taşınmaz için davacının davayı takip etmeyeceğini bildirdiği halde, bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması doğru değildir. Aynı şekilde Bostantarla mevkiinde teknik bilirkişinin E ve D harfleriyle gösterdiği taşınmazlardan E harfi için kabul kararı verildiği halde D harfi ile işaretlenen taşınmaz parçası için yine olumlu veya olumsuz bir karar verilmediği görülmüştür. Tüm bu araştırmalar ve değerlendirmeler yapıldıktan sonra hüküm kurulması gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Kaldı ki hakim en az masrafla, hızlı, doğru ve adaletli bir karar vermek zorundadır. Bu arada gerekli dikkat ve özeni göstermek mecburiyetindedir. Dosya kapsamından böyle bir özenin gösterilmediği görülmektedir.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görüldüğünden kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14.05.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy