(4721 S.K. m. 713, 501) (743 S.K. m. 639)
Dava: Adem Nazalı ile Hazine, Kale Belediye Başkanlığı aralarındaki dava hakkında Kale/Denizli Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 17.04.2003 tarih ve 72/26 sayılı hükmün Dairenin 21.10.2003 gün ve 7198/6616 sayılı ilamiyla onanmasına karar verilmişti. Davacı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili tarafından Hazine ve Kale Belediye Başkanlığı aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davasının reddine ilişkin hüküm davacı vekilinin temyizi üzerine Dairece onanmıştı. Davacı vekili süresinde verilen karar düzeltme dilekçesi ile kayıt malikinin ekli mirasçılık belgesi gözönünde tutularak onama kararının kaldırılarak yerel mahkeme hükmünün bozulmasını istemiştir.
233 ada 8 parsele ilişkin hüküm dosyası tefrik sonucu oluşturulmuştur. 8 parselin esası ve öncesi 1372 kadastro parselidir. Davacı vekili, 233 ada 8 parselin kayıt maliki İsmail kızı Gülsüm Yarımay'ın mirasçı bırakmadan uzun yıllar önce öldüğünü, kaydın intikal görmediğini, tapu kaydının davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan TMK.nun 639/2. maddesi hükmü uyarınca hukuki değerini yitirdiğini ileri sürerek iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davacının dava tarihine kadar eklemeli 20 yıldan fazla süre ile taşınmaza zilyet bulunduğu bildirilmiştir. 1372 parsel 1956 yılında kadastro yolu ile tapuya tescil edilmiş, daha sonra imar uygulaması sonucu 8 parsel oluşturulmuştur. Dosya arasında bulunan mirasçılık belgesine göre kayıt maliki Gülsüm'ün hiç mirasçı bırakmadan vefat ettiği, terekesinin Hazineye kaldığı belirlenmiştir. TMK.nun eski 448., yeni 501. maddesi hükmüne göre mirasçı bırakmadan ölen kimsenin terekesi Devlete intikal eder. Bu yolda Hazineye intikal eden bir yerin kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yolu ile edinilmesi mümkün olmadığı gibi tapulu bir yerin TMK.nun 639/2. yeni 713/2. maddesi hükümleri uyarınca hukuki değerini yitirmesi de söz konusu olmaz.
Mahkemece, mirasçılık belgesi gözönünde tutularak yazılı şekilde davanın reddine ve davacı vekilinin temyizi üzerine Dairece hükmün onanmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. Ne varki davacı vekili, karar düzeltme dilekçesine ekli olarak kayıt maliki Gülsüm Yarımca'nın ( Yarımay ) Kale Asliye Hukuk Mahkemesince verilmiş bulunan 13.07.1965 gün 1964/37 esas, 1965/106 karar sayılı ilamı ile mirasçı bıraktığı anlaşılmıştır. Hükmün verilmesinden sonra, kesinleşmesinden önce dosyaya sunulan bu belge nazara alınarak uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gerekir. Gerçekten de kayıt maliki Gülsüm mirasçı bırakmak suretiyle ölmüş bir kimse ise o takdirde ona ait tapulu bir yerin belli koşullar altında kazanılması mümkün olabilir. Daha önce alınan mirasçılık belgesi ile karar düzeltme aşamasında dosyaya sunulan belge arasında farklılık bulunduğundan;kayıt malikinin mirasçılarına ve Hazineye karşı açılmış hasımlı bir dava ile Hazinenin mirasçılık sıfatını belirleyen mirasçılık belgesinin iptali, yeni bir mirasçılık belgesinin alınması için davacıya süre ve imkan tanınması, alınacak mirasçılık belgesinin sonucuna göre uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gerekir.
Sonuç: Davacı vekilinin karar düzeltme isteği bu bakımdan yerinde olduğundan Dairenin 21.10.2003 gün ve 2003/7198-6616 esas ve karar sayılı onama kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme kararının açıklanan nedenle BOZULMASINA ve 10.100.000.- lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 24.05.2004 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY :
Davacı vekili 06.05.1999 havale tarihli dava dilekçesinde; mevkii ve sınırları yazılı tarla nitelikli taşınmazı vekil edeninin harici senetle dava dışı Mustafa'dan satın aldığını ve taşınmazın teslim edildiğini, ne var ki, yerel belediyenin bu yerde 3194 sayılı Yasanın 18. maddesi uygulaması yaptığını, imar parselleri oluşturulduğunu ( 305 ada 1 parsel ile 233 ada 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 sayılı parseller ), taşınmazların malikinin İsmail kızı Gülsüm Yarımay olduğunu, bu kişinin yıllar önce öldüğünü, bu yerler için MK.nun 639. maddesine göre kazanma koşulları oluştuğundan; olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı suretiyle tapu kaydının iptali ve vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Hazine ve köy tüzel kişiliği ayrı ayrı davanın reddini istemişlerdir.
Yerel mahkeme 29.06.2000 tarihinde davayı reddetmiştir. Süresinde davacı vekilince temyizi üzerine Dairenin 10.05.2001 tarihli ilamıyla bozulmuştur. Karar düzeltme istemi reddedilmiştir. Yerel mahkeme, bozmadan sonra 23.05.2002 tarihli müteferrik kararıyla 233 ada 8 parsel için tefrik kararı vermiştir. Bozmaya uyulmuştur. Mahalli mahkeme 17.04.2003 tarihinde davayı reddetmiştir. Davacı kişinin temyizi üzerine Dairenin 21.10.2003 günlü ilamıyla onanmıştır. Davacı vekilinin karar düzeltme istemiyle yeniden yapılan inceleme sonucunda sayın çoğunluk 24.05.2004 tarihli kararıyla bozma yönünde görüş belirtmiştir.
Sayın çoğunluğun görüşüne aşağıdaki belirttiğim nedenlerle katılamıyorum. Şöyle ki, davaya konu taşınmazın evveliyatı 1372 nolu tapulama parselidir. 06.11.1941 tarih ve 17 nolu tapu kaydı esas alınarak tarla vasfıyla, 3160 m2 olarak 16.4.1956 tarihinde 1293 doğumlu İsmail kızı Gülsüm Yarımay adına tespit edilmiş olup itirazsız olarak 26.2.1957 tarihinde kesinleşmiştir. Bu kişinin miladi doğum tarihi 1881'dir. İş bu dava 06.05.1999 tarihinde açılmıştır. Bir başka anlatımla, tespit maliki dava tarihinde 118 yaşındadır. Yerel mahkemenin tahkik için mahalli C. Savcılığına yazdığı 01.10.2002 tarihli yazıya verilen yanıt ve ekinden İsmail kızı Huriye'den olma 1286 doğumlu Gülsüm Yarımca'nın 01.7.1963 tarihinde öldüğünü belirten nüfus kayıt tablosu sunulmuştur. Aynı kayıt, 13.11.2002 havale tarihli yazı ve ekinde de gönderilmiştir. Bunun üzerine davacı, 24.02.2003 tarihli hasımsız veraset belgesi alıp 17.04.2003 günü mahkemeye sunmuştur. Buradan son mirasçısının Hazine olduğu belirlenmiştir. Yerel mahkeme aynı gün ret kararını vermiştir. Bu kez, aynı davacı kayıt maliki Gülsüm Yarımca'nın mirasçılarını gösterir hasımsız veraset belgesini karar düzeltme dilekçesine eklemiştir. Öyle ise, davacının başından beri Gülsüm Yarımca'yı ya da mirasçılarını tanıdığı ( bildiği ) ve iş bu davada samimi olmadığı ( kötü niyetli olduğu )nun kabulü gerekir. Hal böyle olunca davanın reddi açıklanan gerekçelerle sonucu bakımından doğrudur.
İşin esasına gelince: Davacı, MK.nun 639/2. maddesine tutunmuştur. 1272 parselden, imar uygulamasıyla oluşan, imar parsellerinin kayıtlarının iptali ve adına tescilini istemektedir. Bu iddiasını 01.10.1973 tarihli harici satın almaya dayandırmaktadır. Husumeti ise Hazine ve köy tüzel kişiliğine yöneltmiştir. Oysa, taşınmaz tapuludur. Kayıt maliki bellidir. Ölmüş ise mirasçıları vardır. Bu tür yasal hasımlara yönelik davalar tapuya kayıtlı olmayan taşınmazlar içindir. Kaldı ki, kadastral parsel imar uygulamasına tabi tutulmuştur. İmar parselleri oluşmuştur. Davacı, imar öncesi harici satın almaya tutunmaktadır. Oysa, imar işlemi ayaktadır, iptal edilmemiştir. Bu nedenlerle de eldeki davanın dinlenme olanağı yoktur.
Netice olarak, yerel mahkemenin ret kararı açıklanan gerekçelerle sonucu bakımından doğrudur. Değinilen yönler, karar düzeltme talebi nedeniyle yeniden yapılan inceleme sonucunda saptanmış olmakla, sayın çoğunluğun bozma gerekçelerine katılamıyorum. Karar düzeltme istemi açıklanan gerekçelerle red edilmelidir kanaatindeyim. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy