(3402 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 428)
Dava: Ayşe Andaç ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Konya 2. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 07.07.2003 gün ve 930/561 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 251 ada 280 parsel kapsamında kalan yaklaşık 10 dönüm yere ait tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, 20.11.2000 günlü krokide A harfi ile gösterilen 9000 m2 yere ait tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
68625 m2 yüzölçümlü 251 ada 280 parsele ait kadastro tutanağında, hiç kimsenin zilyetliğinde bulunmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki ham toprak niteliğinde bulunduğunun bildirilmesi üzerine 07.06.1995 tarihinde Hazine adına tespit edilmiş, daha sonra hükmen Hazine adına tapuya tescil edilmiştir. Davacı vekili, dava konusu taşınmaz bölümünün vekil edenine eşinin mihir bedeli olarak verildiğini, tespit tarihinden geriye doğru 20 yıldan fazla süre ile tasarrufta bulunduğunu açıklayarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuş, yerel bilirkişi ve tanıkların iddiayı doğrular mahiyette anlatımda bulunmaları üzerine mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre aşağıda belirtilen husus dışında davalı Hazine vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde bulunmamaktadır.
Paftaya göre dava konusu taşınmazın sınırında davacının eşi adına tespit ve tescil edilen 279 parsel yer almaktadır. Mahkemece, bu parsele ait kadastro tutanağı ve dayanak belgeler getirtilip uyuşmazlığın çözümünde nazara alınmamıştır. Bundan ayrı taşınmazın davacıya eşi tarafından verildiği ileri sürülmüş olup, verildiği tarihten tespit tarihine kadar kazanmayı sağlayan bağımsız 20 yıllık süre geçmemiş ise o takdirde devreden eşi bakımından da 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesinde yazılı olduğu şekilde taşınmaz edinip edinmediğinin araştırılması gerekir. Somut olayda; davacı yönünden de herhangi bir inceleme yapılmamıştır. Tüm bunlardan ayrı iptal ve tesciline karar verilen taşınmaz bölümü yönünden düzenlenen krokide usulüne uygun değildir. Dava konusu taşınmaz topoğrafik paftanın fotokopisi üzerine işlenmek suretiyle belirlenmiştir. Pafta ölçeklide değildir. Tüm bu yönler gözönünde tutularak yukarıda belirlenen esaslar çerçevesinde sınırında yer alan parsellere ait belgelerin getirtilip yerel ve teknik bilirkişiler aracılığıyla uygulanması, bu belgelere göre dava konusu taşınmaz yönünün ne suretle gösterildiğinin belirlenmesine çalışılması, yöntemine uygun biçimde fenne uygun krokisinin düzenlenmesi, davacı ve devreden eşi bakımından Kadastro Kanununun 14. maddesinde belirtildiği şekilde araştırma yapılması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 04.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy