(3402 S. K. m. 17, 46)
O.S. ile Hazine ve dahili davalı D. Belediye Başkanlığı aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Kocaeli 2. Asliye Hukuk Hakimliği'nden verilen 13.12.2000 gün ve 901/716 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar
Davacı vekili, imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle 185 parselin Hazine üzerindeki tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı D. Belediye Başkanlığı vekili, dava konusu parselin kadastro yoluyla Hazine adına tespit edildikten sonra 1992 yılında imar uygulaması yapıldığını açıklayarak reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 185 parsel kadastro yolu ile Hazine adına tescil edildikten sonra 1992 yılında yapılan imar uygulaması sonucu geri çevirme üzerine getirtilen tapu kaydında yazılı davada taraf durumunu almayan gerçek kişiler adına tapuya tescil edilmiştir. Dava, mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır. Bu tür davalarda kayıt malikinin davalı gösterilmesi yeterli olup ayrıca davanın belediyeye yöneltilmesine gerek bulunmamaktadır. İmar uygulaması sonucu belediye adına oluşturulan bir tapu kaydı da bulunmamaktadır. D. Belediye Başkanlığı'nın davaya dahil edilmek suretiyle taraf durumunu alması doğru olmadığı gibi belediye hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken bu konuda karar verilmemiş olması yerinde görülmemiş ise de, hüküm redde ilişkin olup sonucu itibariyle doğru olmaktadır.
Dava konusu 185 parsel 1958 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında Hazine adına ev ve tarla niteliği ile tespit edilmiş, davacı vekili bu yerin vekil edeni tarafından para ve emek sarf edilmek suretiyle çalılıktan 1948 yılında ihya edildiğini ileri sürerek 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 46. maddesinin son fıkrası ile getirilen iki yıllık süre içerisinde bu davayı açmıştır. Bir yerin imar ve ihya yolu ile kazanılması için ihya olgusunun tamamlandığı tarihten tespit tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile tasarruf edilmiş olması gerekir. Somut olayda; ihya olgusunun yapıldığı tarihten tespit tarihine kadar kanunda öngörülen kazanma süresi ve koşullan geçmemiştir. Mahkemece, bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmaktadır. Az önce de açıklandığı üzere dava konusu taşınmaz 1992 yılında imar uygulaması sonucu M.Ş. ve arkadaşları adına ada ve parsel numaraları yazılı tapu kayıtlarına göre tapuya tescil edilen bir yerdir. Davanın açılmasından sonra imar uygulaması ve şuyulandırma durumu göz önünde tutularak davanın kayıt maliklerine yöneltilmesi gerekir ise de, kazanma süresi ve koşulları geçmediği için redde ilişkin hüküm doğru görülmüş bu yön bozma sebebi yapılmamıştır.
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 7.880.000.- Lira peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 2.220.000.- Liranın temyiz edenden alınmasına 05.07.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy