(3402 S. K. m. 14, 17) (4721 S. K. m. 713) (3083 S. K. m. 1,5)
Dava: Mehmet ile Hazine ve K Kızılhisar Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair G 5.Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 29.04.2004 gün ve 491/202 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırlarını açıkladığı taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı köy tüzel kişiliğine dava dilekçesi tebliğ edilmesine karşın yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, Teknik Bilirkişi N'ın 24.12.2003 günlü rapor ve krokisinde A harfi ile gösterilen taşınmaz bölümü açısından davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, eklemeli zilyetlik, bağış, imar ve ihya hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK.nun 713/1, 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17.maddeleri gereğince açılan tescil davasıdır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Uyuşmazlık konusu taşınmazın 1970 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan bir yer olduğu ve niteliğinin bilinmediği, Kadastro Müdürlüğünce bildirilmiştir. Gaziantep Kadastro Müdürlüğünce dosyaya gönderilen Kadastro Teknisyeni Ö imzalı 30.7.2002 tarihli krokide taşınmazın bulunduğu 1977 nolu parselin kuzey kısmının taşlık ve tapulama harici olarak gösterildiği görülmektedir. Krokideki bu nitelendirmeye göre taşınmaz imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olup, böyle bir yerin kazanılması için TMK.nun 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddelerinde belirtilen tüm olumlu ve olumsuz koşulların davacı yararına gerçekleşmesi gerekir.
Mahkemece, imar ve ihya konusunda araştırma yapılmadığı gibi, komşu parsel tutanakları ve 3083 sayılı Kanun ile taşınmazın niteliği açısından da araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Bu bakımdan uyuşmazlık konusu taşınmaza komşu 2030 , 2029, 2001, 1978 ve 1976 nolu kadastro parsellerine ait kadastro tutanak ve ekleri ile kadastro sırasında uygulanan tapu ve vergi kayıtları var ise bulundukları yerden getirtilerek dosya arasına konulması, az önce açıklandığı üzere orijinal paftada taşınmazın bulunduğu; 1977 nolu parselin kuzeyi, 1910 nolu parselin güneyi ve 1909 nolu parselin batı tarafı taşlık ve tapulama harici bırakıldığı gözetilerek yeniden yapılacak keşifte varsa komşu parsel tutanak ve dayanaklarının teknik, yerel bilirkişi ve tanıklar vasıtasıyla zemine uygulanması , tanıkların ve yerel bilirkişilerin HUMK.nun 258. ve 259 maddeleri gereğince keşifte dinlenmelerinin sağlanması, komşu kayıtların taşınmaz yönünü ne gösterdikleri üzerinde durulması, teknik bilirkişiye bu hususların kroki üzerinde işaret ettirilmesinin sağlanması, dinlenecek uzman ziraat bilirkişisinden uyuşmazlık konusu yer ile çevresindeki arazilerin toprak yapısı birlikte incelenerek dava konusu yerin niteliğinin kesin olarak belirlenmesine çalışılması, bu konuda ziraat mühendisinden gerekçeli rapor alınması, bundan ayrı taşınmazın taşlık niteliği ile tapulama harici bırakıldığı esasından hareketle davacı ve annesinin; taşınmazın imar ve ihyasına hangi tarihte başladıkları, imar ve ihyayı ne şekilde yaptıkları, imar - ihyanın hangi tarihte tamamlandığı hususlarının yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulması, taşınmazın 3083 sayılı Kanun uyarınca Devletçe sulanan yerlerden olup olmadığı hususunun Köy Hizmetleri İl Müdürlüğü ile DSİ. Bölge Müdürlüğünden sorulup belirlenmesi gerekmektedir.
Öte yandan, davacı Mehmet'in önceki soyadının A olduğu ve 1991 tarihinde mahkeme kararı ile değiştirip Ü yaptığı, miktar araştırmasının Ü soy ismi ile yapıldığı göz önünde tutularak; ayrıca, Mehmet Ü ( A ) soy ismi ile 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi uyarınca gerekli miktar araştırmasının yapılması, belgesizden taşınmaz edinip edinmediğinin Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüğü ile tescile dayalı dava açıp açmadığı konusunun o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup saptanması, tescile dayalı açılmış dava varsa ise, bu dosya getirtilerek miktar yönünden gözönünde tutulması, ondan sonra toplanacak deliller çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.06.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy