(1086 S. K. m. 416, 423) (3402 S. K. m. 14) (4721 S. K. m. 713)
Dava: Naciye ve müşterekleri ile Mehmet ve müşterekleri, müdahil Saniye ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair G Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 20.01.2004 gün ve 307/2 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili ve davalı Mehmet taraflarınca süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, davalılar adına tapuda kayıtlı bulunan 119 ada 29 , 32 ve 37 nolu parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile vekil edenleri adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan Mehmet , "yargılama oturumlarında davanın haksız olarak açıldığını, 6.11.2002 günlü yargılama oturumunda bu kez taşınmazda davacıların 1/3, kendisinin ise 2/3 hakkının bulunduğunu" açıklamış ve daha sonra 29.1.1970, 25.6.1965 ve 9.8.1990 tarihli senetleri dosyaya sunmuştur. Davalılardan Gülcihan, Saniye 17.5.2001 günlü dilekçeleri ile bağımsız hak isteğinde bulunarak davacılar yanında 18.5.2001 tarihinde harç yatırmak suretiyle davaya katıldıkları anlaşılmış olup "32 ve 37 nolu parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile Kerim 'e ait hisselerin mirasçıları adına tesciline" karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı Şakire 'ye dava dilekçesi tebliğ edilmesine karşın yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, davacılar ve onların yanında harç yatırmak suretiyle davaya katılanlar açısından 119 ada 32 ve 37 nolu parseller hakkındaki davanın kabulüne, aynı ada 29 nolu parsele ilişkin davanın reddine karar verilmesi üzerine; davacılar vekili, reddedilen 29 nolu parsel, davalı Mehmet ise 119 ada 32 ve 37 nolu parseller yönünden hükmü temyiz etmişlerdir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, ortak miras bırakan Mustafa ve Murat'tan intikal hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Davalı Mehmet in temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede; Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına, 119 ada 32 ve 37 nolu parsellerin kök murisleri Mustafa ve Murat'tan gelme olduğu silsile yolu ile bunların mirasçılarına intikal ettiğine, mirasçılar arasında taksim yapılmadığına, mahkemece veraset ilamı esas alınarak davacı ve katılan davacıların miras payları oranında iptal ve tescile karar verildiğine göre davalı Mehmet in bu parsellere yönelik temyiz itirazları yerinde bulunmadığından reddi ile 119 ada 32 ve 37 nolu parsellere ilişkin hüküm bölümünün ONANMASINA,
Davacılar vekilinin 119 ada 29 nolu parsele ve yargılama giderleri ile vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece, 119 ada 29 nolu parselin kök miras bırakanları Mustafa ve Murat'tan gelmediği, Kerim'e ait olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, esasen dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler, yerel bilirkişi ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde, 119 ada 29 nolu parselin diğer iki parsel gibi ortak miras bırakanları Mustafa ve Murat'tan kaldığı, mirasçılar arasında taksimin yapılmadığı anlaşılmıştır.
Bu parsel açısından da veraset ilamı esas alınarak davacılar ile davacı sıfatıyla davaya katılanlar yönünden veraset ilamındaki payları oranında iptal ve tesciline karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmiş bulunması doğru değildir. Her ne kadar davacılar vekili, temyiz dilekçesinde her üç parselin ortak miras bırakanlardan kaldığını, bu bakımdan davaya katılmış olsunlar veya olmasınlar veraset ilamındaki tüm mirasçılar adına payları oranında iptal ve tescile karar verilmesini ileri sürmüş ise de, dava mirasçılar arasında açılıp yürüyen bir dava olup, davayı açan ve bağımsız istekte bulunanlar açısından hükmün kurulmuş bulunmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Bu bakımdan davacılar vekilinin bu yöndeki temyiz itirazları yerinde görülmemektedir.
Öte yandan, mahkemece "dava dilekçesinde, talep edilmediğinden davacı vekiline vekalet ücreti takdirine yer olmadığına ve yine talep edilmediğinden yapılan yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına" karar verilmiş ise de, mahkemenin bu görüşünde isabet bulunmamaktadır.
HUMK.nun 416 ve devamı maddeleri ile 423. maddesi uyarınca yargılama giderleri hakkında hüküm verilmesi için tarafların dava dilekçelerinde ve layihalarında yargılama giderlerini ve vekalet ücretini açıkça istemiş olmalarına gerek yoktur. Mahkeme istek olmasa dahi her iki taraf içinde yargılama giderlerine ve vekalet ücretine kendiliğinden karar vermekle yükümlüdür. HUMK.nun 416 ve devamı maddelerinde, yargılama giderlerine ne şekilde hükmolunacağını açıklamış, aynı kanunun 423. maddesi ise; yargılama giderlerinin nelerden ibaret olduğu hususunu kapsamaktadır. 29.3.1957 tarih ve 1957/4-16 sayılı Yargıtay İçtihatı Birleştirme Umumi Heyeti Kararında; "...hukuk davalarında hasma tahmili gereken ve muhakeme masraflarından madut bulunan vekalet ücretine diğer muhakeme masrafları gibi mutlak surette talep olunmaksızın re'sen hükmedilmesi icap ettiğine ve bu gibi hasma yükletilmesi iktiza eden vekalet ücreti taleplerinin ayrı bir dava konusu yapılmasına cevaz bulunmadığına" açıklamasına yer verilmiştir.
Görüldüğü gibi vekalet ücreti de yargılama giderlerinden sayılmaktadır. O halde, istek olmasa dahi mahkemece kendiliğinden yargılama giderleri ile bu arada vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş bulunmasında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde bulunduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün sadece 119 ada 29 nolu parsel ile yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 10.100.000.-lira peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 70.330.000.-liranın temyiz edenlerden Mehmet 'ten alınmasına ve 10.100.000.-lira peşin harcın istek halinde temyiz edenlerden davacılara iadesine 01.07.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy