(3402 S. K. m. 29) (1086 S. K. m. 177, 193, 507)
Dava: Müslüm Yener ile Hazine aralarındaki tespite itiraz davasının yapılan yargılamasında; açılmamış sayılmasına dair Birecik Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 15.11.1983 gün ve 172/246 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 80 numaralı parselin tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, HUMK.nun 193/4. maddesi hükmü uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı Müslüm Yener tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dosyası Birecik Kadastro Mahkemesinin görevsizlik kararı ile Asliye Hukuk Mahkemesine aktarılmıştır. Davacı süresinde Birecik Kadastro Mahkemesine açtığı tespite itiraz davası ile komisyonun 06.08.1976 gün ve 1628 nolu kararının kaldırılarak 80 nolu parselin adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiş, Kadastro Mahkemesince yapılan inceleme sonunda komisyon kararına karşı süresinde dava açılamadığı, kararın kesinleştiği gerekçesiyle 01.07.1983 gün 1976/125 esas, 1983/137 karar sayılı görevsizlik hükmü ile dosyanın Birecik Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, dava dosyasının doğrudan doğruya Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi üzerine 02.09.1983 tarihinde dosyanın tensibi yapılarak, taraflar adına çağrı kağıdı çıkarılmak suretiyle yargılamaya devam olunmuş ve yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Birecik Kadastro Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı yazılı görevsizliğe ilişkin hükmü 20.07.1983 tarihinde davacıya, 06.07.1983 tarihinde de davalı Hazine temsilcisine tebliğ edilmiş, kanun yollarına başvurulmamıştır. En son tebliğ tarihine göre görevsizlik kararının kesinleştiği tarihten itibaren HUMK.nun 193. maddesinde belirtilen on günlük süre geçtikten sonra 02.09.1983 tarihinde taraflar adına çağrı kağıdı çıkarılmak suretiyle yargılamaya devam olunmuştur. Yargılama usulü başlığını taşıyan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 29. maddesi hükmüne göre; bu kanunun uygulanmasında ayrıca açıklık bulunmayan hallerde basit yargılama usulü uygulanır, denilmiştir. Basit yargılama usulüne ilişkin HUMK.nun 507 ve devamı maddelerinde de hüküm bulunmayan hallerde alelade usulü mahkeme kaidelerinin uygulanacağı açıklanmıştır. Kadastro işleri adli tatilde görülen işlerden ise de, yukarıda yapılan açıklamalar karşısında davacının HUMK.nun 177. maddesinde belirtilen süreden yararlanması gerekir. Başka bir anlatımla; HUMK.nun 193. maddesinde belirtilen on günlük süre adli tatil içerisinde sona erdiği için HUMK.nun 177. maddesi hükmü uyarınca sona ermiş bulunan temyiz süresi tatilin bittiği günden itibaren 7 gün uzatılmış sayılır. Daha açık bir deyimle; Asliye Hukuk Mahkemesinde adli tatilde görülemeyecek bir dava Kadastro Mahkemesinde açılmış ve görevsizlik kararı ile Asliye Hukuk Mahkemesine aktarılmış ise başvurma süresinin bitiminin adli tatile denk gelmesi halinde on günlük süre 7 gün daha uzatılmış sayılır. Tüm bu açıklamalar ve taraflar adına çağrı kağıtlarının çıkarıldığı tarihe göre süresinde görevli mahkemeye başvurulmak suretiyle çağrı kağıdı çıkarıldığı sabit olduğundan uyuşmazlığa bakılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davacı Müslüm ...'ün temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 10.100.000.-TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 16.09.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy