(3402 S. K. m. 46/2)
Dava: Şükrü ve Celal ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair İ Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 25.12.2003 gün ve 258-576 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, atalarından miras yoluyla intikal eden dava konusu taşınmazların 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu hükümleri uyarınca faaliyet gösteren Toprak Tevzi Komisyonunca miras bırakanları adına belirtildiğini, takdir edilen bedelin ödenmemesi nedeniyle Hazine adına tapuya tescil edildiğini açıklayarak tapu kayıtlarının iptali ile adlarına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı Hazine temsilcisi, 1963 yılında Hazine adına tescil edildiği tarihten bu yana 40 yıllık bir sürenin geçtiğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, Toprak Tevzi komisyonunca yapılan dağıtım işleminin iptal edilerek dava konusu yerlerin mülkiyetinin tekrar Hazineye dönmesi halinde 4753 sayılı Kanuna göre yapılmış bir tescilden söz edilemeyeceği, bu nedenle davacıların isteğinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, tarih ve sayısını açıklamaksızın Toprak Tevzi Komisyonunca belirtilen parsellerin numaraları yazılmak suretiyle tapu kayıtlarının iptal ve tescilini istemişlerdir. Tapu kaydına göre 1 parsel 06.01.1964 tarih ve 15, 88 parsel aynı tarih 88, 89 parsel aynı tarih 89 ve 261 parsel aynı tarih 129 numara ile Hazine adına tarla niteliği ile tespit edilmiştir. Tapu kayıtlarının edinme sebebi sütunundaki açıklamalara göre, 4753 sayılı Kanunun değişik 13 ve 5618 sayılı Kanunun ek 7.maddesi hükmü uyarınca Hazine adına tescil edildiği açıklanmıştır. Davacılar, Toprak Komisyonunca yapılan dağıtım ve zilyetliğe dayanarak tescil isteğinde bulunmuşlardır. Bu tür uyuşmazlıklarda dağıtım işleminin belge ile kanıtlanması gerekir.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 46.maddesinin 2.fıkrası hükmüne göre Hazine adına tescil edilmiş, taşınmaz mallardan iskan suretiyle veya toprak tevzii yoluyla verilen yerler ( işlemleri tamamlanmamış olsa dahi ) başka bir şart aranmaksızın hak sahipleri adına tespit ve tescil olunur, denilmiştir.
Somut olayda; davacılar, herhangi bir belgeye dayanmadıkları gibi bu yönde kanıtlanmamıştır. Bu nedenle, davacıların dağıtıma dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmaları mümkün olamaz.Davacılar, ayrıca taşınmazların atalarından kaldığını ileri sürmüşlerdir. Bu durumda, dava konusu yerlerin Hazine adına belirtildiği tarihe kadar davacılar ve miras bırakanları tarafından 20 yıldan fazla süreyle tasarruf edildiğinin kanıtlanması gerekir. Toplanan deliller ve dosya içeriğine göre bu yön de kanıtlanmamış olmaktadır. Tüm bu açıklamalar karşısında davanın reddine karar verilmiş olması sonucu itibariyle doğru olmaktadır.
Sonuç: Davacıların temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 10.100.000.- lira peşin harcın onama harcına mahsubuna 06.07.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy