(4721 S. K. m. 501, 713) (3402S. K. m. 14, 17)
Dava: Fatma Karaoğlanoğlu ve müşterekleri ile Hazine, Çerkeş Belediye Başkanlığı ve Süleyman oğlu Hasan (Kadiralemdaroğlu) aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Çerkeş Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 16.12.2001 gün ve 99/133 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, 193 ada 1 ve 139 ada 62 parsellerdeki Süleyman oğlu Hasan (Kadiralemdaroğlu) adına olan tapu kayıtlarının iptaline, iki taşınmaz arasında kalan ve kadastro çalışmaları esnasında yol tapu iptali ve tescil davasıK. M. olarak tespit harici bırakılmış bir parça taşınmazın da bu parsellere ilave edildikten sonra vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine Temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne, 193 ada 1 ve 139 ada 62 parsellerdeki Süleyman oğlu Hasan adına olan tapu kayıtlarının iptaline, 05.07.2001 tarihli fenni bilirkişi rapor ve krokisine göre B ve C harfleri ile gösterilen 4335 m2 yüzölçümündeki taşınmazın 193 ada 1 parsele ilave suretiyle taşınmazların davacılar adına tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine Temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava zilyetliğe dayanan tapu iptali ve tescil davası ile kadastro çalışmaları sırasında paftasında yol olarak bırakılan taşınmazın tescili isteğine ilişkindir.
Davalı Hazine Temsilcisinin tescil davasının kabulüne ilişkin temyiz itirazları yönünden; Davacılar vekilleri, kadastro çalışmaları sırasında yol olarak paftasında gösterilen bir parça taşınmazın vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16. maddesi hükmüne göre yol, meydan ve köprü gibi orta malları haritasında gösterilmekle yetinilir. Taşınmazın haritasında yol olarak gösterilmesi bir kadastro işlemi olup kadastro tutanağı düzenlenmediği için böyle bir işlem tespit dışı bırakma işlemi niteliğindedir. Böyle bir yerin TMK. nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddesi hükümlerine göre tapuya tesciline karar verilebilmesi için Yargıtay'ın yerleşmiş kararlarına göre haritasında yol olarak gösterildiği tarihten itibaren 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarruf edilmiş olması gerekmektedir.
Somut olayda; Fenni bilirkişi tarafından düzenlenen 05.07.2001 tarihli rapor ve krokisinde B ve C harfleri ile gösterilen 4335 m2 yüz ölçümündeki dava konusu taşınmazlar 02.04.1990 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları esnasında haritasında yol olarak gösterilmek suretiyle belirtilmiştir. O tarihten 30.03.1993 dava tarihine kadar kazanma süresi ve koşulları davacılar yararına gerçekleşmemiştir. Davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalı Hazine Temsilcisinin iptal ve tescil davası bakımından temyiz itirazlarına gelince; Dava, TMK. nun 713/2. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK. nun 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya 20 yıl önce ölmüş, ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir denilmiştir.
Somut olayda; Davacılar vekilleri 193 ada 1 ve 139 ada 62 parsellerin 24/48 pay kayıt maliki Süleyman oğlu Hasan (Kadiralemdaroğlu)nun tüm aramalara rağmen bulunamayan kişi olduğunu, davacıların dava tarihine kadar 40 yıldan fazla süre ile kanunda belirtilen koşullar altında zilyet olduğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile vekil edenleri adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece zilyetlikle kazanma koşullarının davacılar yararına gerçekleştiği gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir.
Öncelikle davacılar vekillerinin TMK.nun713/2. maddesinde hükme bağlanan hukuki sebeplerden hangisine dayandığı dava dilekçesinden ve yargılama tutanaklarından anlaşılamamaktadır. Bu belirsizlik göz önünde tutularak davacılar vekillerine anılan maddede sayılan hukuki sebeplerden hangisine dayandıkları açıklattırılmalıdır.
Gaiplik hukuki sebebine dayanıldığı bildirilecek olur ise davacılar vekillerinden tapu maliki Süleyman oğlu Hasan'ın gaiplik kararı istenmeli, ölüm sebebine dayanılacak olur ise bu tür uyuşmazlıklarda davanın kayıt maliki ve maliklerine, onlar ölmüş ise usulen belirlenecek mirasçılarına yöneltilmesi, hiç mirasçı bırakmadan ölmüşler ise TMK. nun 501. maddesi hükmü göz önünde tutularak davanın Hazineye karşı yürütülmesi öncelikle taraf teşkilinin sağlanması, ondan sonra uyuşmazlığın esasına girilmesi gerektiğinin düşünülmesi, şayet tapuda kim olduğu anlaşılamayan hukuki sebebine dayanıldığı bildirilecek olur ise bu takdirde dava konusu taşınmazlara ait kadastro tespit tutanaklarına göre tespite esas alınan tapu kayıtları ilk tesis tarihinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte getirtilerek el değiştirme durumu, tapu kaydındaki tapu malikine ilişkin bilgiler, kadastro tutanağı ve dayanak belgelerdeki açıklamalara göre kayıt maliki Süleyman oğlu Hasan'ın tapuda bilinemeyen kişi olup olmadığı tartışılmalı, tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Davalı Hazine Temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 11.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy