(4721 S. K. m. 599, 701, 702)
Dava: F. ile A., dahili davalılar C., N. ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Çiftlik Asliye Hukuk Hakimliği'nden verilen 04.11.2003 gün 74/167 sayılı hükmün Yargıtay' ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, ortak miras bırakan İsmail'den kalan dava konusu 197 ada 3 parselin kadastro çalışmaları sırasında davalı A. adına tespit edildiğini açıklayarak tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiş, yargılamanın devamı sırasında miras payı oranında iptal ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı A., dava konusu yerin taksimle kendisine kaldığını savunmuştur. Yargılamanın devamı sırasında dava konusu parseli devralan davalı C. davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın davalı A. ve C. tarafından kullanıldığı, ortak miras bırakan İsmail'den kalan taşınmazın da davacı diğer mirasçılar tarafından kullanıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz senetsizden davalı A. adına tespit ve tescil edilmiş, yargılamanın devamı sırasında 28.12.2002 tarihinde tapudaki satış ve devirle davalı C'ye devredilmesi üzerine davacı davasını yeni malike yöneltmiştir. Davacı miras payı oranında iptal ve tescil istediğine ve dava mirasçılar arasında geçtiğine göre, dava ve isteği bulunmayan diğer mirasçıların davaya dahil edilmesi ve davetiye çıkarılmak suretiyle çağırılmalarına gerek bulunmamaktadır.
Davacının isteğine gelince; dava konusu parselin tarafların 1968 yılında ölen ortak miras bırakanı İsmail'den kaldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu durumda taksim olgusunun davalı tarafça kanıtlanması gerekir. Davalı A. ve yeni malik C. hiçbir delil göstermemişlerdir. Dinlenen davacı tanıkları İsmail'in terekesinin taksimi hususunda bilgisizlik beyan etmişlerdir. Taşınmaz tarafların ortak miras bırakanı İsmail'den kaldığına, mirasçılardan birinin veya birkaçının tereke üzerinde tek başına zilyet olmaları tüm mirasçılar adına sürdürülmüş sayılacağına, bu şekildeki bir kullanım taksim ve edinmeye karine teşkil etmeyeceğine göre iddia ve savunma çerçevesinde taraf delilleri eksiksiz olarak toplanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 10.100.000.- Lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 07.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy