(4721 S. K. m. 713/2) (743 S. K. m. 639/2)
Dava: F. ve müşterekleri ile Hazine, P. ve K. Mahallesi Muhtarlığı arasındaki tescil davasının kabulüne dair Karadeniz Ereğlisi 2. Asliye Hukuk Hakimliği'nden verilen 20.03.2003 gün ve 193/133 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, 351 ada 1 parselin kayıt maliklerinden H. kocası P'nin bilinmeyen bir kişi olduğunu, adı geçenin 6/48 payının dava tarihine kadar vekil edenleri ve miras bırakanları tarafından 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarruf edildiğini, tapu kaydının intikal görmediğini, MK'nun 639/2. maddesi hükmü uyarınca hukuki değerini yitirdiğini ileri sürerek bu paya ait tapu kaydının iptali ile vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, kayıt maliki H. kocası P'nin bilinmeyen bir kişi olduğu, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan MK'nun 639/2. maddesindeki koşulların davacılar yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davası olup davanın kayıt malikinin mirasçıları ve Hazine'ye karşı açılması yeterli olup ayrıca köy tüzel kişiliği veya mahalle muhtarlığının dava edilmesine gerek bulunmamaktadır. Esasen mahalle muhtarlıklarının aktif husumet ehliyeti de bulunmamaktadır. Mahalle muhtarlığı hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken bu konuda herhangi bir karar verilmemiş olması doğru değildir.
Dava açıldığı tarihte yürürlükte bulunan MK'nun 639/2 ve 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren TMK'nun 713/2. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil davasına ilişkindir.
Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK'nun 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, "aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya 20 yıl önce ölmüş ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir" denilmiştir.
Somut olayda; davacılar "maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan" sebebine dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuşlardır. Dava konusu parsele ait kadastro tutanağında Mayıs 1309 tarih ve 240 numaralı tapu kaydı ile gittilerine dayanılarak H. kocası P. ile diğer paydaşlar adına tapuya tescil edilmiştir. iptal ve tescili istenilen P. dayanak 1309 yoklama 240 numaralı tapu kaydının paydaşları arasında yer almaktadır. Tapu kayıtlarındaki açıklamalar karşısında H. kocası P. "maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan" kişi olmayıp bilinen belli bir kişidir. Bir kişinin adres ve kimliğine ait bilgilerin bilinmemesi, anılan maddelerde yazılı tapu kütüğünden anlaşılamayan kişi anlamına gelmez. Bu durumda iptali istenilen payın kayıt malikinin mirasçılık belgesinin alınması, mirasçılarının usulen belirlenmesi, davanın onlara yöneltilmesi, hiç mirasçı bırakmadan ölmüş ise terekenin son mirasçı sıfatıyla Hazine'ye geçtiğinin göz önünde tutulması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekir. Bu yönler düşünülmeden ve yerine getirilmeden yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA 08.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy