(3402 S. K. m. 17)
Dava: Kamile Battal ve müşterekleri, müdahil davacı Pınarlar Köyü Tüzel Kişiliği ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Tufanbeyli Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 17.05.2004 gün ve 152/58 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, miras, taksim ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle 111 ada 39, 40; 112 ada 13; 113 ada 20; 118 ada 57 ve 58 parsellerin Hazine üzerindeki tapu kayıtlarının iptali ile vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davaya katılan Pınarlar Köyü Tüzel Kişiliği temsilcisi, 111 ada 39 ve 40 parsellerin Mer'a Komisyonunca orta malı mer'a olarak sınırlandırıldığını, bu yerler hakkındaki davanın reddine, her iki parselin mer'a olarak sınırlandırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, 111 ada 39 ve 113 ada 20 parseller hakkındaki davanın feragat nedeniyle reddine, diğer parseller hakkındaki davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hükmün, kabule ilişkin bölümleri davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Kadastro tutanaklarına göre; 111 ada 40 parsel 20.05.1963 gün 31 numaralı, 112 ada 13 parsel, 18.04.1963 gün, 131 numaralı, 118 ada 58 parsel aynı tarih, 109 nolu tapu kayıtlarına dayanılarak, 118 ada 57 parsel de Sarız Irmağı'nın eski yatağı iken 1960-1968 yıllarında yatak değiştirmesi sonucu Hasan kızı Kamile Battal ile Ali kızı Şehriban Battal'ın imar-ihya ederek kavaklık haline getirdikleri, halen bu kişilerin zilyetlik ve tasarrufları altında bulunduğu açıklanarak 1994 yılında Hazine adına tespit edilmişlerdir. Davacılar vekili, 111 ada 40, 112 ada 13, 118 ada 58 parseller yönünden belirtmeden, 57 parsel yönünden de tespitten önceki satın alma, miras ve kazanmayı sağlayan zilyetlik sebebine dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmüne göre; zilyetliğin yerel bilirkişi, tanık sözleri ve benzeri delillerle kanıtlanması gerekir. Davacılar vekili tanık listesi vermiş ise de, yargılama aşamalarında tanıklarının yaşlarının küçüklüğü nedeniyle dinlenilmelerinden vazgeçtiği bildirilmiş, mahkemece yerel bilirkişi sözlerine dayanılarak hüküm kurulmuştur. 1933 doğumlu olan yerel bilirkişi 40 parselin Ahmet Tokdemir'in, 13 parselin Kazım Yıldıztekin'in satış ve devri ile davacıların kök miras bırakanı Davut'a geçtiğini, 57 ve 58 parsellerin de 1960 yılında ölen Davut'tan oğlu Hasan'a, onun da 1974 yılında ölümü ile davacı çocuklarına kaldığını bildirmiş, ziraatçı uzman bilirkişi de taşınmazların tümünün kültür arazisi niteliğinde olduğunu açıklaması üzerine mahkemece kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. 118 ada 57 parselin Sarız Irmağı'nın yer değiştirmesi sonucu imar ve ihya edilen yerlerden olduğu belirtilmiştir. Paftaya göre, 57 parselin doğusunda Sarız Irmağı akmaktadır. Bundan ayrı, dava konusu 58 parselin batısında yer alan 59 ve 60 parsellere uygulanan davacıların kök miras bırakanı Davut adına kayıtlı 1938 tarih 367 tahrir numaralı vergi kaydının doğu sınırı ırmak olarak yazılıdır. 1 hektar 20 ar yüzölçümlü vergi kaydına karşılık toplam 12 dönüm yüzölçüme sahip 59 ve 60 parseller kayıt malikinin mirasçıları adına tespit edildiklerine göre dava konusu 57 ve 58 parsellerin ırmağın yatağı ve aktif etkisinde kalan yerler olup olmadığının jeolog uzman bilirkişi aracılığıyla belirlenmesi gerekir. Mahkemece bu hususun düşünülmemesi doğru görülmemiştir.
111 ada 40, 112 ada 13 ve 118 ada 57 parsellere uygulanan dayanak tapu kayıtları 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu hükümleri uyarınca oluşturulmuştur. Tarihleri pek açık olmamakla birlikte 1962 yılında düzenlenen belirtmeliklerde 40 parsel belirtme esnasında nazara alınan vergi kaydının gayri sabit sınırları içermesi, 13 ve 58 parsellerin de Hazine arazilerinin şagilleri olan davacıların miras bırakanları ve satıcıları olduğu belirtilmek suretiyle Hazine adına belirtilmiştir. 111 ada 40 parsele uygulanan vergi kaydının sınırları itibariyle kazanmaya engel bir durum yok ise de, bu parselin kuzey doğusunda 17 nolu mer'a parseli bulunmaktadır. Taşınmazın mer'adan elde edilen yerlerden olup olmadığı araştırılmamıştır. Diğer parsellerin belirtmeliklerinde de Hazineye ait yerlerin işgal edildiği açıklanmıştır. Belirtmelikte geçen Hazine sözcüğü ile neyin amaçlandığı bilirkişiden sorulmamıştır. Hazine sözcüğü ile kaçak ve yitik kişilerden kalan yerler kastediliyorsa böyle bir yerin kazanılması mümkün olmaz. İntikal Kanunları uyarınca Hazineye kalan bir yerin kazanılması mümkün olmaz. Kaçak ve yitik kişilerden Hazineye geçmeyen bir yer ise, koşullarına uygun olarak tasarruf kazanma sağlar. Taşınmazların açıklanan intikal durumu ve nitelikleri araştırılmadan iptal ve tescile karar verilmiş olması doğru değildir.
Tüm bunlardan ayrı, davaya katılan Pınarlar Köyü temsilcisi, 111 ada 40 parselin Mer'a Komisyonunca köy orta malı mer'a olarak tahsis edildiğine ilişkin bilgiler dosya arasında bulunmaktadır. 4342 sayılı Mer'a Kanununun 4 ve devamı maddelerinde mer'a, yaylak ve kışlakların hukuki durumu belirtilmiş, bunu izleyen maddelerde mer'a olarak tahsis edilecek yerler ve komisyonca yapılan işler sayıldıktan sonra 13. maddesinde de mer'a, yaylak ve kışlak olarak tespit ve tahdidi yapılan yerlere ilişkin komisyon kararlarına karşılık 30 günlük askı ilan süresi içinde Asliye Hukuk Mahkemesine dava açılabileceği, 30 günlük ilan süresi içinde haklarında dava açılmayan kararların kesinleşeceği açıklanmıştır. Davacı köy muhtarı, Mer'a Komisyonunca alınan kararın tespit ve tahdidine ilişkin askı ilan tutanağı dosyaya sunulduğu halde, mahkemece bu parselin 4342 sayılı Kanun hükümleri uyarınca mer'a olarak sınırlandırılıp sınırlandırılmadığı ve buna ait işlemin kesinleşip kesinleşmediği araştırılmadan hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Mer'a Kanunu uyarınca ihtiyaca göre belirlenecek bu tür yerlerin özel mülkiyet şeklinde edinilmesi mümkün olmaz. Bu tür durumlarda belirtme ve tespit tarihine kadar kazanma koşullarının oluştuğu kanıtlandığı takdirde davanın tespit davası olarak sonuçlandırılması gerekir.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün kabule ilişkin bölümlerinin BOZULMASINA, 08.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy