(4721 S. K. m. 713)
Dava: Fahri Kınık ve müşterekleri ile Hazine, Orman Genel Müdürlüğü ve Eyüp Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Eyüp 3. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 06.04.2004 tarih ve 719/122 s. hükmün Yargıtayca tetkiki davalı Hazine, Orman Genel Müdürlüğü ve Eyüp Belediye Başkanlığı taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, kazanmayı sağlayan zilyetlik sebebiyle kadastro çalışmaları sırasında tesbit dışı bırakılan dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmazın vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine, Orman Genel Müdürlüğü ve Eyüp Belediye Başkanlığı vekilleri, özet olarak dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu, bu tür yerlerin imar- ihya ve kazandırıcı zaman aşımı yoluyla edinilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesini savunmuşlar, davalı Orman Genel Müdürlüğü vekili, 23.2.2000 tarihli katılma dilekçesiyle dava konusu yerlerin orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, 20.9.1999 tarihli krokide B harfi ile gösterilen 36922.43 m2 yerin davacılar adına paylı olarak tapuya tesciline, A harfi ile gösterilen 11981.89 m2 yer hakkındaki davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine, Orman Genel Müdürlüğü ve Eyüp Belediye Başkanlığı vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro çalışmaları sırasında tesbit dışı bırakılan yerin TMK. nun 713/1. maddesi hükmü uyarınca tescili isteğine ilişkindir. Kadastro Müdürlüğünün karşılık yazısında, dava konusu taşınmazın bulunduğu Kemerburgaz çalışma alanında 1956-1962 yılları arasında yapılan kadastro çalışmaları sırasında bir bölümünün komşu parsellere ilişkin kadastro tutanaklarındaki açıklamalara göre fundalık olarak tesbit dışı bırakıldığını, geriye kalan bölümünün de tesbit dışı bırakılma nedeninin belirlenmediği bildirilmiştir. Yerel bilirkişi ve tanıklar öncesi itibariyle boş nitelikteki Devlet arazisi iken 1957 yılından itibaren davacılar ve miras bırakanları tarafından üzerine ev ve ahır yapmak ve kısmen de hayvan otlatmak suretiyle zilyetlik ve tasarrufu altında bulundurduklarını bildirmişlerdir. Ormancı bilirkişi tarafından düzenlenen 25.9.1999 tarihli raporda tescil konusu taşınmazın bulunduğu yerde 1940 yılında 3116 s. Orman Yasası hükümleri uyarınca yapılan sınırlandırma çalışmaları sırasında krokide A harfi ile gösterilen bölümün kesinleşmiş orman sınırlama hattı içerisinde, orman sayılan yerlerden olduğunu, tescili istenen sair bölümün de orman sınırlama hattının dışında, orman sayılmayan alanlardan kaldığını, 1985 gününde 6831 s. Orman Yasasının değişik 2. maddesi uyarınca yapılan çalışmalar sırasında dava konusu taşınmaz bölümlerinin bulunduğu yerdeki orman sınır hattında herhangi bir değişmenin olmadığını, %10-15 eyime sahip olan taşınmazın yaklaşık %25lik bölümünün, diken ve senelik otsu bitkiler, kısmen çalı ve kısmen de meşe, kızıl ağaç, pırnal gibi boylu orman ağaçları ile örtülü olduğunu, taşınmazın geriye kalan %75 bölümünün çayır otları ile kaplı bulunduğunu, özet olarak toprak yapısı ve doğal bitki örtüsünün fiili durumu karşısında bu yerin otlak ve hali arazi olarak kullanıldığını açıklamış, 2.7.2002 gününde yapılan ikinci keşifte dinlenen ziraatçi uzman bilirkişi Ali Necmi Yılmazın düzenlediği 16.7.2002 tarihli raporda da dava konusu yerin 35 yılı aşkın bir zamandan beri tarım arazisi olarak kullanıldığını bildirmesi üzerine, mahkemece kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle yazılı biçimde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bir yerin kazandırıcı zaman aşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi için taşınmazın niteliği itibariyle kazanılmaya elverişli olması ve 20 yıldan fazla süreyle koşullarına uygun olarak tasarruf edilmiş olması gerekir. Yerel bilirkişi ve tanıklar davacıların taşınmaz üzerinde kısmen ev ve ahır yapmak, kısmen de hayvan otlatma ve ağaç dikmek suretiyle tasarrufta bulunduğunu bildirmişlerdir. Fundalık niteliği ile tesbit dışı bırakılan bir yer kural olarak Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup imar - ihya edilmedikçe kazanılması mümkün olmaz.
Somut olayda; davacılar imar - ihya olgusuna dayanmadıkları gibi yerel bilirkişi ve tanıklarda bu hususta herhangi bir açıklamada bulunmamışlardır. Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre bina inşa etmek ihya sayılmaz. Sair yönden bir yerde hayvan otlatmak TMK. nun 713. maddesinin uygulaması bakımından ekonomik amaca uygun tasarruf ve kazanma nedeni sayılmaz. Bunlardan ayrı ilk keşifte dinlenen ormancı uzman bilirkişi kesinleşmiş orman sınırlama hattı dışında kalan taşınmaz bölümünün yaklaşık %20-25lik bölümünün meşe, kızıl ağaç, pırnal gibi boylu orman ağaçları ile kaplı olduğunu, geriye kalan %75lik bölümünün de diken, senelik otsu bitkilerle kaplı olduğunu açıklamıştır. Her ne kadar daha sonraki tarihte dinlenen ziraatçi uzman bilirkişi taşınmazın üzerinde çeşitli cins ve yaşta meyve ağaçları ile kavak ağaçlarının bulunduğunu, geriye kalan bölümlerin de hayvan yayılması ve otlatılması için tahsis edildiğini bildirmiş ise de, gerek taşınmazın niteliği ve gerekse davacıların tasarruf şekli karşısında dava konusu taşınmaz bölümünün ekonomik amaca uygun olarak kullanıldığı ve kazanıldığı kabul edilemez. Bütün bu açıklamalar gözönünde tutularak davacıların davasının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde kısmen kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Az öncede açıklandığı üzere davalı Orman Genel Müdürlüğü vekili, yargılama aşamalarında dava konusu taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir. TMK. nun 713. maddesinin 6. fıkrasında, davalılar ve itiraz edenlerin aynı davada kendi adlarına tescile karar verilmesini isteyebilecekleri belirtilmiştir. Hiç kimse tarafından kazanılmayan bir yer kural olarak Devlete ilişkin olup anılan hüküm gözönünde tutularak taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken bu hususun açık bırakılmış olması da uygun görülmemiştir.
Davalılar vekillerinin avukatlık ücretine ait temyiz itirazlarına gelince; kabul şekline göre dava kısmen reddedildiğine, davalı idareler yargılamada avukat marifetiyle temsil edildiklerine göre, reddedilen taşınmaz bölümünün değeri üzerinden hüküm tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca nispi avukatlık ücreti takdir ve tayini gerekirken maktu ücreti vekalete hükmedilmesi de doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine, Orman Genel Müdürlüğü ve Eyüp Belediye Başkanlığı vekillerinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan sebeplerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 997.000.000.- TL. peşin harcın istem halinde temyiz edenlerden Eyüp Belediye Başkanlığı ve Orman Genel Müdürlüğüne ayrı ayrı iadesine 26.11.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy