(3402 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 428)
Dava: İsmet Uçar ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Kulu Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 16.09.2004 gün ve 749/665 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, devir ve belirtmeden önceki kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak 03.01.1963 gün ve 773 numaralı tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
İptali istenilen 03.01.1963 gün ve 773 numaralı tapu kaydı 4753 sayılı Kanunun hükümleri uyarınca oluşturulmuştur. Tapu kaydına ait belirtmelikte; 1415 parsel olarak belirtilen bu yerin şagilleri tarafından haliden açma ve tasarruf vesikası vermemeleri nedeniyle Hazine adına belirtilmiştir. Yerel bilirkişi ve tanık, dava konusu yerin Hazine adına belirtildiği 04.06.1962 gününden geriye doğru 20 yıldan fazla süre ile tasarrufta bulunduğunu ve davacıya babasının devrettiğini bildirmişler, ziraatçı uzman bilirkişi dava konusu taşınmazın kültür arazisi niteliğinde olduğunu açıklamıştır. Sınırında yer alan diğer parseller kısmen aynı şekilde Hazine adına belirtilmiş, bir kısım parseller de vergi kaydına dayanılarak davada taraf durumunu almayan üçüncü kişiler adına belirtilmiştir.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre aşağıda belirtilen husus dışında davalı Hazine temsilcisinin diğer temyiz itirazları yerinde bulunmamaktadır.
Sonuç: 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi hükmüne göre; zilyetliğin bu kanunda yazılı belgelerden birisi ile ispatı yoluna gidilmeyen hallerde, zilyedin aynı çalışma alanı içinde kazanabileceği miktar sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçmeyecektir. Anılan hüküm göz önünde tutularak 26.07.1972 tarihinden sonra davacı, miras bırakanı ve diğer mirasçılar adına kadastro yolu ile veya açılan dava sonunda tescil edilmiş taşınmaz veya taşınmazlar var ise bunların miktarlarının, çalışma alanlarının, tescil tarihlerinin Tapu Sicil Müdürlüğü ile Kadastro Müdürlüğünden, açılmış dava olup olmadığının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece bu husus araştırılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm verilmiş olması isabetsiz, davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 13.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy