(4721 S. K. m. 713) (766 S. K. m. 2)
Dava: H. ve M. ile D. Köyü Tüzel Kişiliği ve Hazine aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Araban Asliye Hukuk Hakimliği'nden verilen 19.11.2003 gün ve 1/236 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, vekil edenlerinin 15.07.1974 ve 13.07.1982 günlü belgelerle Y. ve V'den satın ve devraldıkları dava konusu taşınmaz bölümlerinin kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakıldığını, satıcılarının miras bırakanları adına yazılı 24.02.1325 tarih 201 ve 202 nolu tapu kayıtları ile kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, imar ve ihya çalışmaları henüz tamamlanmamış Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan bu yerler hakkındaki davacıların davasının reddine, Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı köy temsilcisi, yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, 26.03.1999 günlü raporda A harfi ile gösterilen 232,500 m2 ve C harfi ile gösterilen 36,500 m2 yerin davacılar adına eşit olarak tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Kadastro müdürlüğünün karşılık yazısındaki bilgiler ve tescil konusu taşınmazın sınırındaki parsellere ait kadastro tutanaklarındaki açıklamalara göre; dava konusu taşınmaz bölümleri 1987 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun 2. maddesi hükmü uyarınca tespit dışı bırakılmıştır. Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre, tespit dışı bırakılan bir yerin tapuya tesciline karar verilebilmesi için tespit dışı bırakılma tarihinden dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarruf edilmiş olması gerekir. Başka bir anlatımla; yerleşmiş uygulamaya göre, tespit dışı bırakılma tarihinden önceki zilyetlik, tespit dışı bırakılma tarihinden sonra açılan dava yönünden nazara alınmaz. Somut olayda; taşınmazın tespit dışı bırakıldığı tarihten 19.04.1993 tarihine kadar kazanma için öngörülen süre ve koşullar geçmemiştir. Davanın kısmen kabulüne ilişkin önceki hükümde bu hususa temas edilmemiş ise de, kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının yargılamanın bitimine dek araştırılıp belirlenmesi gerekeceğinden, bu hususun her zaman bozma sebebi yapılması mümkündür. Bu açıklamalar karşısında davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.01.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy