(4721 S. K. m. 713)
Dava: Mustafa Agah Güçlü ve M. Durmuş Güçlü, itiraz davacıları Şahap Durudoğan ve müşterekleri ile Hazine, Fatih Belediye Başkanlığı, dahili davalılar Vakıflar Genel Müdürlüğü, Fatma Handan Akev ve müşterekleri, aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Fatih Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 08.06.2004 gün ve 767/270 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili ve dahili davalı Vakıflar Genel Müdürlüğü vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar Mustafa Agah Güçlü ile Mehmet Durmuş Güçlü vekili, dava konusu 1176 ada 118 parsele ait tapu kaydının hukuki değerini yitirdiğini ileri sürerek iptali ile vekil edenleri adına tescilini istemiştir.
Birleştirilen davanın davacıları Şahap Durudoğan ve arkadaşları ise, dava konusu taşınmazın ortak miras bırakanları Mehmet Çavuş adına tapuda kayıtlı bulunduğunu bildirerek davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Davalı Vakıflar Genel Müdürlüğü vekili, taşınmazın İskender Paşa Vakfından icareli olduğunu, zilyetlikle kazanılmasının mümkün bulunmadığını savunmuş, diğer davalılar ve Hazine vekilleri de davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece davacılar Mustafa Agah Güçlü ile Mehmet Durmuş Güçlü'nün davasının kabulüne, birleştirilen davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine ile Vakıflar Genel Müdürlüğü vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK. nun 713/2. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Dava konusu 1176 ada 118 sayılı parsel İskender Paşa Vakfından icareteynli bir taşınmaz olup tapuda, birleştirilen davanın davacılarının ortak miras bırakanı Mehmet Çavuş adına kayıtlı bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacılar tapu maliki Mehmet Çavuş'un 1898 yılında öldüğünü ve o tarihten dava tarihine kadar tapuda intikal görmeyen taşınmazın kök murisleri ve kendileri tarafından malik sıfatıyla tasarruf edildiğini ileri sürmüşlerdir. Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK. nun 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya 20 yıl önce ölmüş, ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir denilmiştir.
Somut olayda; tapu maliki Mehmet Çavuş'un 1898 tarihinde öldüğü ve birleştirilen davanın davacılarını mirasçı olarak bıraktığı, tapuda intikal işlemi yapılmadığı belirlendiğine, dava tarihine kadar davacıların miras bırakanları ile davacıların malik sıfatıyla tasarruf ve zilyetliklerini sürdürdükleri bilirkişi ve tanıklar tarafından ifade edildiğine göre, tapu hukuki değerini yitirmiştir.
Dava konusu taşınmazın İskender Paşa Vakfından icareli olması durumuna gelince; 05.06.1935 tarih ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunu'nun Mukataalı ve İcareteynli Vakıf Mallarının Tasfiyesi ile ilgili 4. babında yer alan; 26. maddesinde, mevcut mukataalı toprakların veya icareteynli taşınmazların mülkiyetinin taviz bedeli karşılığında mutasarrıfına geçeceği, 28. maddesinde de 10 yıl içinde taviz vermek suretiyle icareteyn veya mukataa kayıtları terkin edilmemiş olan taşınmazların mülkiyetinin 10 yılın sonunda kendiliğinden mutasarrıfına geçeceği ve vakfın hakkının ivaza dönüşeceği hükme bağlanmış ve 13.06.1945 tarih, 4755 sayılı Kanunla da 29. maddede yazılı sürenin sona erdiği tarihten başlayarak 10 yıl uzatılmış olduğundan 13.12.1955 tarihinde icareteynli vakfın mülkiyeti mutasarrıfına, mutasarrıfı ölmüş ise miras hukuku bakımından külli halefleri olan mirasçılarına geçmiş olacağından, mirasçıların taşınmazı kendi adlarına tescil ettirmeyerek taşınmazın tapuda ölü mutasarrıf adına kayıtlı kalması halinde 13.12.1975 tarihinden sonra böyle bir taşınmazın TMK.nun 713/2. maddesi hükmü uyarınca kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak iptal ve tescil istenmesi mümkün bulunmaktadır. 2762 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 29. maddesinin açık hükmüne göre, vakıfların taşınmazın aynına taallük eden bir hakkı söz konusu olmayıp, hakkı ancak taviz bedeline münhasırdır. Zira 4775 sayılı Kanunla süresi uzatılan bu hükme göre taşınmazın mülkiyeti mutasarrıfına ve ölümü ile mirasçılarına intikal etmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere mirasçılar tarafından tapuda intikal işlemi yaptırılmamış olan taşınmazı davacıların 20 yıldan fazla süre ile zilyetlik ve tasarruflarında bulundurdukları belirlenmiş olduğundan hukuki değerini yitirmiş olan tapu kaydının iptali ile davacılar adına tescile karar verilmiş bulunmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sonuç: Davalılar Hazine ile Vakıflar Genel Müdürlüğü vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 2588 sayılı Kanunla eklenen 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/İ maddesi uyarınca Hazineden harç alınmasına mahal olmadığına ve aşağıda dökümü yazılı 280,80 YTL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 842,40 YTL'nın temyiz edenlerden Vakıflar Genel Müdürlüğünden alınmasına, 27.01.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy