(3402 S. K. m. 46) (4721 S. K. m. 996) (743 S. K. m. 909)
Dava: H. K. ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Yıldızeli Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 23.06.2004 gün ve 332/188 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, Hazine adına kayıtlı dava konusu 108 ada 8 parseli 1982 yılında Ş. oğlu A. Ş.' den satın ve devir aldığını, o tarihten beri kullandığını açıklayarak tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, katıldığı ilk duruşma gününde davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 108 ada 8 parsel 15.08.1995 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında Hazineye ait 18.10.1962 tarih ve 102 sıra numaralı tapu kaydına istinaden Hazine adına tespit görüp kesinleşmesini müteakip tapuya tescil edilmiştir. Hazine adına oluşan 18.10.1962 tarih 102 sıra numaralı tapu kaydı, 4753 sayılı Kanuna göre yapılan çalışmalar sonucunda tanzim edilen belirtmelik tutanağında açıklandığı gibi dava konusu taşınmazı işgalinde bulunduranların herhangi bir belge ibraz edememeleri sebebiyle Hazine adına belirtilmiştir. Davacı, 1982 yılında taşınmazı Ş. oğlu A. Ş.' den satın aldığını dilekçesinde açıklamış, ibraz ettiği satış senedinde ise dava konusu yeri 23.05.1983 tarihinde satın aldığı anlaşılmıştır. Davacının dava konusu taşınmazı satın aldığı tarihte Hazine adına tapuda kayıtlı olduğu hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Tapulu taşınmaz üzerindeki zilyetliğe değer verilemez. Bu tür bir zilyetlik iktisap sağlamaz. Davacı ancak, satıcısının dava hakkının devrine dayanarak dava açabilir. Bu tür uyuşmazlıklarda, kazanmayı sağlayan sürenin, Hazine adına belirtildiği tarihe kadar 20 yıldan fazla süreyle geçmiş olması gerekir. Mahkemece, mahallinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve davacı şahitleri davacının satın aldığı tarihi doğrulamışlar ancak kendisine taşınmazı satan kişilerin hangi tarihten itibaren bu taşınmaz üzerinde zilyetliklerini sürdürdükleri hususu sorulup araştırılmamıştır. Davacı ancak satın aldığı kişilerin zilyetliğinden istifade ederek bu taşınmazı iktisap edebilir. TMK nun 996. (MK nun 909) maddesine göre kazandırıcı zamanaşımından yararlanma hakkına sahip olan zilyet, zilyetliği kendisine devreden kişi aynı yetkiye sahip idiyse onun zilyetlik süresini kendi süresine ekleyebilir. Dava konusu taşınmaz 18.10.1962 tarihinde Hazine adına tapuya kayıt edildiğine göre önceki maliklerin zilyetliğinin 1962 tarihinden geriye doğru iktisabı sağlayacak süreye ulaşması gerekir. Mahkemece, kanuni düzenlemeler göz ardı edilip eksik incelemeye dayanarak karar verilmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile eksik incelemeye dayalı, usul ve yasaya aykırı hükmün HUMK nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy