(4721 S. K. m. 683) (3402 S. K. m. 16)
Dava: Ahmet Pakdamar ile Ramazan Deveci aralarındaki elatmanın önlenmesi ve tazminat davasının kabulüne dair Kahramanmaraş 3.Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 29.06.2004 gün ve 39/274 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 22.03.2005 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı vekili Avukat Ali Hacıbebekoğlu ve karşı taraftan davacı vekili Avukat Rıfat Bülbül geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Ahmet Akdemir vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı vekil edenine ait taşınmazın batı cephesinden davalının yol açmak suretiyle gelip geçtiğini açıklayarak elatmasının önlenilmesine ve 1 milyar TL. tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, dava konusu yerin davacıyla ilgisinin bulunmadığını, eski yol olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu yerin davacının zilyetlik ve tasarrufunda bulunan arazinin devamı olduğu gerekçesiyle 13.5.2004 günlü krokide A ve B harfleriyle gösterilen bölümlere davalının elatmasının önlenilmesine, tazminat isteğinin atiye terk edilmesi nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kadastro Müdürlüğünden sorulmamakla birlikte paftaya ve teknik bilirkişi raporundaki açıklamalara göre dava konusu taşınmaz bölümleri kadastro çalışmaları sırasında yol olarak bırakılan yerlerdir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16. maddesi hükmüne göre yol, meydan, köprü gibi orta malları haritasında gösterilmekle yetinilir. Haritasında yol olarak gösterilen bir taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlenmemekle birlikte bu işlemde bir kadastro işlemdir. Bu işlemin iptali, eski hale getirilmedikçe taşınmazın yol olarak kabulü gerekir. Başka bir anlatımla kadastroca haritasında yol olarak gösterilen taşınmaz hakkındaki işlem iptal edilmediği sürece davacının kadastrodan önceki sebebe dayanarak bu yerin mülkiyet ve zilyetliğinde bulunduğunu ileri sürmesi mümkün değildir. Orta malı yol olarak bırakılan bir yerden herkesin yararlanması mümkündür. Davacının yoldan gelip geçmesi kesin olarak önlenmediği sürece böyle bir yer hakkında elatmanın önlenmesi davası açamaz. Mahkemece kadastroca yapılan işlem gözönünde tutulmaksızın dava konusu taşınmaz bölümlerinin çevresinde yer alan davacıya ait taşınmazın devamı olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 400 YTL Avukatlık ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında Avukat marifetiyle temsil olunan davalıya verilmesine ve 28,00 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 22.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy