(4721 S. K. m. 713)
Dava: Vasfeddin Kınay ile Hazine ve Yeşilçevre Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne Baykan Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 01.11.2004 gün ve 24/52 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, miras bırakan babasının sağlığında kendisine verdiği dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı yaklaşık 100 dönüm yerin imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, 28.04.2004 günlü krokide belirtilen 97450,50 m2 yerin davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı dilekçesinde, tescil konusu taşınmazın Yeşilçevre Köyü Sereban mevkiinde bulunduğunu bildirmiş, teknik bilirkişi taşınmazın Ziyaret Beldesi çalışma alanında kaldığını açıklamıştır. Yerel bilirkişi bu konuda herhangi bir açıklamada bulunmamıştır. Bu bilgiler karşısında taşınmazın bulunduğu çalışma alanı bakımından duraksama hasıl olmuştur. Taşınmaz Ziyaret Belediye Başkanlığı sınırları dahilinde kalan bir yer ise o takdirde TMK. nun 713/3. maddesi hükmü gözönünde tutularak davanın ilgisi yönünden Belediye Başkanlığına yöneltilmesi gerekmektedir. Bu yönden yapılan inceleme eksiktir. Taşınmaz başında keşif yapılmak suretiyle taşınmazın bulunduğu çalışma alanının kesin olarak belirlenmesi, ondan sonra taraf teşkilinin gözönünde tutulması ve uyuşmazlığın esası hakkında hüküm kurulması gerekir.
Davacı, taşınmazın babasının sağlığında kendisine verildiğini açıkladığı halde yerel bilirkişi ve tanıklar ölümü ile kendisine kaldığını bildirmişlerdir. Davacının miras bırakanı Mehmet'in 1978 ölüm tarihine göre terekesi elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olup taksim olgusu da kanıtlanmamış bulunduğuna göre davacının tek başına açılmış bulunan davayı yürütmesi mümkün değildir. Açılmış bulunan davaya diğer mirasçıların katılmalarının sağlanması ya da miras ortaklığına temsilci tayini suretiyle onun huzuru ile davaya devam olunması gerekir.
Tüm bunlardan ayrı, davacı dilekçesinde taşınmazın imar ve ihya edildiğini ileri sürmüş, yerel bilirkişi ve tanıklar bu konuda herhangi bir açıklamada bulunmamışlardır. Yeniden keşif yapılmak suretiyle yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesi itibariyle niteliği, imar-ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığı, böyle bir yer ise imar-ihya olgusunun hangi tarihte yapıldığı ve tamamlandığının sorulması, dava tarihine kadar kazanma süresi ve koşullarının geçip geçmediğinin değerlendirilmesi, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12.01.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy