(3303 S. K. m. 2)
İsmail A. ile Hazine ve Çatalağzı Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Zonguldak 2. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 19.07.2004 gün ve 233/287 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı vekili, 30 yılı aşkın kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, 10.06.2003 günlü krokide sınırları belirtilen 1731, 97 m2 yerin davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak tescil isteğinde bulunmuş, yerel bilirkişi ve tanıklar miras ve taksim yoluyla davacıya intikal eden bu yerin dava tarihine kadar 30 seneyi aşkın bir zamandan beri tasarruf edildiğini, ormancı bilirkişi 11.08.1973 tarihinde kesinleşen orman sınırlama hattının dışında kalan orman sayılmayan yerlerden, ziraatçı uzman bilirkişi %40-45 eğime sahip uzun zamandan beri tarımsal yönden herhangi bir işlem yapılmadığı, üzerinde tek ve çok yıllık çalı formu olan bitkilerin yetiştiği, Karadeniz bölgesinde yetişen geleneksel ürün olan mısır, kışlık sebze ve benzeri ürünlerin yetişmesine elverişli olduğunu bildirmişlerdir. Mahkemece, toplanan deliller ve dosya içeriği gözönünde tutularak davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Yerel bilirkişi ve tanıklar, soyut olarak davacı ve miras bırakanının zilyetliğinden söz etmişlerdir. Buna karşılık ziraatçı ve ormancı bilirkişiler de taşınmazın kültür arazisi olarak işlenmediğini, üzerinde tek ve çok yıllık otsu bitki örtüsünün oluştuğunu açıklamışlardır. Taşınmazın gerek niteliği ve gerekse kullanım ve tasarruf durumu yönünden yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile teknik bilirkişi raporları arasında çelişki hasıl olmuştur. Bu hususun giderilmesi için taşınmaz başında yeniden keşif yapılması, davacı ve miras bırakanının zilyetliğinin olaylara dayalı olarak başlangıcı, süreci ve niteliğinin sorulması, kültür arazisi olarak kullanılıp kullanılmadığının, uzun süre kullanılmayan bir yer ise zilyetliğinin terk edilip edilmediğinin kendilerinden sorulması, davanın kabul edilmesi halinde 3303 sayılı Kanunun 2. maddesi uyarınca arzın altında olan madenlerin Devlete ait olduğunun belirtilmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle, Üye Satılmış A.'ün karşı oyuyla ve oyçokluğuyla BOZULMASINA 12.01.2005 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Davacı, 20.09.2002 havale tarihli dava dilekçesinde mevkii ve sınırlarını belirttiği taşınmazın 30 yılı aşkın süreden beri zilyetliği altında bulundurduğunu açıklayarak, TMK. nun 713/1 maddesi uyarınca adına tescilini talep etmiştir.
Davalılar ayrı ayrı davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kabulüne, 10.6.2003 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide sarı renkle işaretli 1731.97 m2 büyüklüğündeki taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
Hüküm, süresi içerisinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller, tüm dosya içeriğinden: Ziraat Yüksek Mühendisi Necdet O. tarafından düzenlenen 23.6.2003 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle ... taşınmazın %40-45 eğimli olduğu, erozyona müsait olduğu, taşınmazda uzun zamandan beri tarımsal yönde herhangi bir işlem yapılmadığı için üzerinde tek ve çok yıllık çalı formlu bitkiler bulunduğunu, kuru tarıma uygun olmasına rağmen genelde ormandan açılarak tarımla ihya edilen arazilerden bulunduğu ve Zonguldak İlinin topraklarının halen sırasıyla orman, kuru tarım, otlak olarak kullanılmakta bulunulduğunu ve bu üç kullanışa ayrılan genişlik havzanın %90 civarında bulunduğunu, orman ve fundalıkların havzada geniş yer tutan dağlık ve tepelik arazinin tümüne yakın kısmını kapladığı... açıklanmıştır. Orman Yüksek Mühendisi Ersan K. tarafından düzenlenen ve 20.6.2003 havale tarihli bilirkişi raporunda ise ... taşınmazın %40-45 eğimli ve toprağının killi, orta derinlikte olduğu, taşınmazın uzun süredir ekilmediği için üzerine eğrelti ve çayır otları geldiğini içerisinde bir adet ıhlamur ağacı ile bir adet yabani fındık ağacının mevcut olduğunu, taşınmazın bitişik ve civar arazilerinin köy toplu tarım alanları ve orman olup ormanların koru olarak işletildiği ve asli ağaç türlerinin kayın, meşe, kestane ve gürgen olduğu, taşınmazın Devlet ormanına bitişik olmakla beraber orman bütünlüğünü bozucu durumda olmadığını... anlaşılmıştır. 10.06.2003 tarihli teknik bilirkişi tarafından düzenlenen krokide ise, tescile konu yerin güney sınırında Devlet ormanı bulunduğu doğusundaki yoldan sonra Devlet ormanın yer aldığı görülmektedir.
Yukarıda değinilen uzman bilirkişilerin raporlarından dava konusu yerin önceden Devlet ormanı iken açılarak elde edildiği ve halen Devlet ormanına bitişik durumda bulunduğu tartışmasızdır. Hukuk Genel Kurulunun kararı ve Yargıtay Hukuk Dairelerinin istikrar kazanmış öteki kararları uyarınca böyle bir yerin ormandan açıldığının kabulü gerekir. Orman toprağının zilyetlikle kazanılması mümkün değildir. Kaldı ki, bu yerde uzun zamandan beri tarım yapılmadığı ve davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluşmadığı tartışmasızdır.
Hal böyle olunca davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru değildir. Dairenin çoğunluğu tarafından araştırmaya yönelik bozma kararına yukarıda değinilen nedenlerle katılmam mümkün olmamıştır. Açıklanan sebeplerle kararın bozulması gerekir kanaatindeyim. 12.01.2005 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy