(4721 S. K. m. 640) (3402 S. K. m. 14)
Dava: Salih Çeç ve Selahattin Çeç ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Cihanbeyli Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 30.09.2003 gün ve 1079/2320 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, 749 ada 6, 15 ve 751 ada 31 parsellerin tapu kayıtlarının kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle iptal edilerek vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazların davacıların miras bırakanı Cimşit Tekin'den intikal ettiği dava dilekçesinde ileri sürülmüş ve tanıklar tarafından ifade edilmiş bulunmasına, taksim hakkında bir açıklamada bulunulmadığına, nüfus kayıtlarına göre başka mirasçılarının bulunduğu anlaşıldığına göre davacılardan miras bırakan Cimşit'in mirasçılık belgesinin istenilmesi, ölüm tarihine göre terekesi elbirliği ile mülkiyet hükümlerine tabi olup ta başka mirasçıların bulunduğu belirlendiği takdirde onların da açılmış bulunan davaya katılmalarının sağlanmak suretiyle olurlarının alınması, ya da TMK.nun 640. maddesi hükmü uyarınca miras ortaklığına temsilci tayini suretiyle onun huzuru ile davaya devam olunması, öncelikle davanın görülebilirlik koşulu olan bu hususun yerine getirilmesi gerekmektedir.
İşin esasına gelince; Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına, dava konusu taşınmazların haliden açıldığının bildirilmesi üzerine Hazine adına belirtildiği tarihe kadar davacıların miras bırakanı Cimşit tarafından 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarruf edildiği, mer'adan açılmadığı, kültür arazisi niteliğinde bulunduğu ziraatçı uzman bilirkişi tarafından gerekçeli olarak açıklandığına göre aşağıda belirtilen husus dışında davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları yerinde bulunmamaktadır.
Dava konusu taşınmazlar yönünden 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesinde yazılı herhangi bir belgeye dayanılmamıştır. Bu durumda davacılar ve diğer mirasçıların 26.7.1972 tarihinden sonra aynı çalışma alanı içinde belgesizden edinecekleri taşınmaz miktarları sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçemez. Miras bırakanın ölüm tarihine göre terekesi elbirliği ile mülkiyet hükümlerine tabi ise tüm mirasçılar iktisap bakımından tek kişi sayılacaklarından davacılar ve diğer mirasçıların kazanabilecekleri miktar yukarıda belirtilen limitleri aşamaz. Mahkemece, sadece davacılar bakımından miktar araştırması yapılmıştır. Tüm bu açıklamalar gözönünde tutularak Cimşit'in diğer mirasçıları yönünden Kadastro Kanununun 14. maddesindeki sınırlamalar çerçevesinde yöntemine uygun biçimde araştırma ve inceleme yapılması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 23.2.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy