(4721 S. K. m. 683) (1086 S. K. m. 258, 259, 274)
Dava: A. İnce ile R. Sert ve müşterekleri aralarındaki elatmanın önlenmesi davasının reddine dair Kulu Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 22.05.2003 gün ve 155/297 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı A. İnce, dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmaza davalıların elatmasının önlenilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, verilen süreye uyulmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapusuz taşınmaza elatmanın önlenilmesi isteğine ilişkindir. Her ne kadar davacı dilekçesinde tapu kaydına ait bir takım bilgiler sunmuş ise de, getirtilen tapu kaydının davacı ve miras bırakanı ile bir ilgisinin bulunmadığı belirlenmiştir. Bu durumda, uyuşmazlığın tarafların gösterecekleri takdiri delillerle çözüme kavuşturulması gerekir. Davacı dilekçesinde diğer deliller yanında yasal delillere dayanmış, 24.05.2001 günlü layiha ile tanıklarını liste halinde mahkemeye sunmuş, davalılar herhangi bir delil göstermemişlerdir. 26.03.2001 tarihinde dinlenen yerel bilirkişi, dava konusu taşınmazın davacıya miras bırakanından kaldığı ve zilyetliğinde bulunduğu bildirilmiş olmalarına karşın, 18.06.2001 tarihinde yapılan keşifte dinlenen tanıklar dava konusu taşınmaza davalıların zilyet olduğunu bildirmişlerdir. Son keşifte dinlenen tanıkların hangi tarafça gösterildiğine dair bir açıklama bulunmamaktadır. HUMK. nun 274. maddesi hükmüne göre; liste dışı tanık dinlenilmesi mümkün değildir. İsmi geçen tanıklardan Ömer'in davacı tanığı olduğu açıklanmış ise de, diğer tanıkların hangi tarafça gösterildiği belirtilmeksizin dinlenilmişlerdir. Dosya içeriğine göre, bu tanıkların da davacı tarafça keşif yerinde hazır bulundurduğu ve dinlettiği anlaşılmamaktadır. Bu belirsizlik karşısında mahkemece yeniden keşif yapılması istenilmiş, davacı yargılamanın son oturumunda keşif yaptırmayacağını bildirmiştir. Keşfin yapılması yönünden verilmiş herhangi bir süre olmadığı için ara kararının gereğinin yerine getirilmemesi ve süreye uyulmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmemiş olması doğru değildir. Uyuşmazlığın niteliği gözönünde tutularak davacıya listesini vermiş olduğu tanıkları dinletmek üzere süre ve imkan tanınması, göstereceği tanıkların HUMK. nun 258. maddesi hükmü uyarınca davetiye ile çağırılarak aynı Kanunun 259. maddesi hükmü uyarınca taşınmaz başında dinlenilmeleri, dava konusu yer üzerindeki zilyetliğin kendilerinden sorulup belirlenmesi, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekir. Bu yönler üzerinde durulmaksızın yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10, 10 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 28.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy