(4721 S. K. m. 683)
Dava: M. Kaşıkçıoğlu ile A. Yapı A.Ş aralarındaki elatmanın önlenmesi ve tazminat davasının kabulüne dair Zonguldak 2. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 18.11.2004 gün ve 192/542 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 31.05.2005 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz davalı vekili Avukat R. Ergün geldi. Karşı taraftan kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulananın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı tapusuz taşınmazından davalı şirketin taş ocağı olarak işletmek suretiyle yararlanmasına karşı koyduğunu açıklayarak elatmasının önlenilmesine ve 2.000.000.000 TL. tazminatın el koyma tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, dava konusu taşınmazın İl Özel İdare Müdürlüğünce ihale makamı olan Karayolları Genel Müdürlüğüne devredildiğini, zilyetlikle kazanılamayacak taş ocağı olarak kullanılan yerlerden bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, 10.11.2004 günlü rapora ekli krokide B harfi ile gösterilen bölüme davalının elatmasının önlenilmesine ve 2.000.000.000 TL. tazminatın yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Dava konusu taşınmaz dosya içeriğine göre tapusuz olan bir yerdir. Davacı vekili mülkiyet hakkına dayanarak elatmanın önlenilmesi isteğinde bulunmuştur. Davanın başarıya ulaşabilmesi için taşınmazın niteliği itibariyle kazanılmaya elverişli yerlerden olması ve kazanma koşullarının oluştuğunun kanıtlanmış olması gerekir. Keşif tarihinde dava konusu taşınmazın krokide A harfi ile gösterilen bölümünün kazı alanı, B bölümü kazı sonucu çıkarılan malzemelerin yığıldığı, C harfi ile gösterilen bölümünde bu çalışmalardan etkilenmeyen bir alan olduğu belirlenmiştir. Dava tarihinden önce davacının Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine almış olduğu 202/64 D. İş numaralı dosya numarası ile dinlenen ziraatçı uzman bilirkişi özet olarak arazinin tamamının kayalık olduğu, tarım yapılabilecek toprağın ancak kayalıkların arasında derinliği çok az olan ve arazinin işlenmesinin tamamen el ile yapılabileceği, tarımsal özellikleri taşıdığı bildirilmiş, görülmekte olan dava nedeniyle dinlenen ziraatçı uzman bilirkişi de, taşınmazın kısmen kazı yapılan kısmen hafriyat malzemesinin döküldüğü bölümlerinin tarım yapılamaz ve kullanılamaz durumda olduğu, teknik bilirkişiler tarafından krokide C harfi ile gösterilen bölüm hakkında açıklama yapılmaksızın taşınmazın orman toprağı niteliğinde bulunduğu açıklanmıştır. Diğer yönden davalı şirkete delillerini göstermek imkanı tanınmadan ve davaya ihbar edilen Karayolları Genel Müdürlüğünün davalı taraf yanında yer almasına imkan tanınmadan davacı tarafça gösterilen tanıkların sözlerine değer verilmek suretiyle hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Tüm bu açıklamalar gözönünde tutularak davalı şirket vekiline savunmasında ileri sürülen hususları yerine getirmek üzere süre ve imkan tanınması, ondan sonra taşınmazın bulunduğu yerde yerel, teknik, ziraatçı uzman bilirkişiler aracılığıyla keşif yapılması, iddia ve savunma çerçevesinde yerel bilirkişi ve tanıkların beyanlarına başvurulması, taşınmazın üstün niteliğinin belirlenmesine çalışılması, temyiz dilekçesine ekli belgelerin içeriği gözönünde tutularak dava konusu yerin Taş Ocakları Nizamnamesi bölümünde kalan bir yer olup olmadığının araştırılıp belirlenmesi, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Tüm bunlardan ayrı krokide B harfi ile gösterilen bölüm dışında kalan ve A ve C harfleriyle gösterilen bölümler hakkında da olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davalı Şirket vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 400 YTL Avukatlık ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında Avukat marifetiyle temsil olunan davalı şirkete verilmesine ve 27,00 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 31.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy