(3402 S. K. m. 14)
Dava: Ahmet ve müşterekleri ile Hatice ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Kadirli Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 23.10.2003 gün ve 444/977 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Fatma ve müşterekleri vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, satın alma ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak 497 ada 3, 497 ada 5 ve 489 ada 5 parsellerin kapsamında kalan vekil edenlerine ait taşınmaz bölümlerinin tapu kayıtlarının iptali ile ayrı ayrı tapuya tesciline, dava konusu taşınmaz bölümlerinin ayrılması ( ifrazı ) mümkün olmadığı takdirde paylı olarak iptal ve tescile karar verilmesini istemiştir.
Davalılar yargılama oturumlarına katılmamışlardır.
Mahkemece, ifraz sonucu oluşan dava konusu parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile davacılar adına ayrı ayrı tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davada taraf durumunu almayan kayıt maliklerinden Fatma ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hemen belirtelim ki; ancak davanın tarafları temyiz yoluna başvurabilirler. Somut olayda; temyiz isteğinde bulunan Fatma ve arkadaşlarına karşı açılmış bir dava bulunmadığı gibi, davada usulen taraf durumunu da almamışlardır. Bu açıklamalar karşısında adı geçen kayıt maliklerinin hükmü temyize yetkilerinin bulunmadığı düşünülebilir. Aşağıda ayrıntılı olarak açıklanacağı üzere, kendilerine dava yöneltilmeyen ve bu nedenle davadan haberleri olmayan birçok kayıt malikleri üzerindeki tapu kayıtları iptal edilmiş ve davacılar adına tescil edilmiştir. Usul ve kanuna aykırı olarak tesis edilen hüküm bu aşamada bozma yoluyla ortadan kaldırılmadığı takdirde, kayıt malikleri yönünden giderilmesi mümkün olmayan sonuçlar doğurması kaçınılmazdır. Esasen sicilin sağlıklı olarak tutulması ile ilgili olan bu yön kamu düzeniyle de ilgilidir. Bu nedenlerle taraf durumunu almamış olsa da tapu kayıtları iptal edilen paydaşların hükmü temyizde hukuki yararlarının bulunduğunun kabulü gerekmiştir.
Dava konusu taşınmaz bölümlerini kapsayan 497 ada 3 ve 5 parseller Mart 1944 tarih 23 numaralı tapu kaydı ile gittilerine dayanılarak Cafer ve 95 arkadaşı adına kısmen paylı, kısmen verasette iştirak şeklinde 18.11.1985 tarihinde tespit edilmiş, kadastro beyannamesi ve ekleri komisyona sunulmuş, komisyonca da tespit gibi tesciline karar verilmiştir. Hazinenin süresinde Kadirli 2 nolu Kadastro Mahkemesine açmış olduğu kadastro tespitine itiraz davasının yapılan yargılaması sırasında Hazım ve arkadaşları davaya katılmışlar, yapılan yargılama sonunda 16.01.1996 gün 170/3 esas ve karar sayılı hükümle dava konusu parseller Hatice ve arkadaşları adına tespit edilmiş, hüküm Hazine vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 16.Hukuk Dairesince 11.10.1996 tarihinde onanarak karar düzeltme yoluna başvurulmaksızın kesinleşmiştir. 497 ada 3 parselin hükmen tapuya tescilinden sonra yapılan imar uygulaması sonucu 1251 ada 1 ilâ 3, 1252 ada 1 ilâ 11, 1253 ada 1 ilâ 10, 1254 ada 1ilâ 8 parseller oluşmuştur.
Davacılar, dava dilekçesinde 489 ada 5 parselin vekil edenlerine ait bölümlerinin tapu kayıtlarının iptal ve tescilini istemiş ise de, yapılan uygulama ve inceleme sonucunda dava konusu edilen taşınmaz bölümlerinin 5 parselin dışında kaldığı belirlenmiştir. 489 ada 5 parselin tapu kaydı ve dayanakları getirtilmediği gibi mahkemece de sonuçta bu parsel hakkında olumlu veya olumsuz bir karar da verilmemiştir.
Dava, harici satın almaya dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar vekili, vekil edenlerinin 1991 ilâ 1996 yılları arasında yapılan özel parselasyona dayanarak satın ve devraldıkları ve halen tasarrufları altında bulunan bölümlere ait tapu kayıtlarının iptal ve tescilini istemişlerdir. Açıklandığı üzere, dava taşınmazın belli bölümlerine aittir. Başka bir anlatımla; bir kısım kayıt maliklerinin üzerindeki payların iptal ve tescili söz konusu değildir. Dava dilekçesindeki açıklamalar ve istek gözönünde tutularak davanın tüm kayıt maliklerine, onlar ölü ise usulen belirlenecek mirasçılarına karşı açılması gerekir. Kayıt maliklerinden Recep ve 7 arkadaşına karşı açılan davanın yazılı şekilde sonuçlandırılması kanuna aykırıdır. Az öncede açıklandığı üzere; payları iptal edilen kayıt maliklerine dava yöneltilmeden üzerindeki kayıtların iptal ve tescili cihetine gidilmiştir. Tüm bu açıklamalar gözönünde tutularak diğer kayıt maliklerine karşı bağımsız tapu iptali ve tescil davası açmak üzere davacılar vekiline süre ve imkan tanınması, dava açtığı takdirde bağlantı nedeniyle bu dava dosyasıyla birleştirilmesi, iddia ve savunma çerçevesinde taraf delillerinin eksiksiz olarak toplanıp birlikte değerlendirildikten sonra uyuşmazlığın esası hakkında hüküm kurulması gerekirken harici satışlara değer verilmek suretiyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Kayıt maliklerinden Fatma ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle ve HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve 10,10 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 28.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy