(3402 S. K. m. 14, 17) (4721 S. K. m. 6, 715)
Dava: Ş. Türk ve müşterekleri ile Hazine ve Atça Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Nallıhan Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 14.12.2004 gün ve 126/173 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, vekil edenine ait 1203 parselin sınırında yer alan dava konusu 5248 m2 yüzölçümündeki yer üzerinde davacının kendisinin ve atalarının 60 yıl üzerinde zilyetliği bulunduğunu açıklayarak taşınmazın müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, zilyetlikle kazanılamayacağını, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz 1951 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında Devletin hüküm ve tasarrufunda bulunduğundan bahisle tespit dışı bırakılan bir yerdir. Bu taşınmazın batısında ve güneyinde bulunan 1203 parsel davacının babası Halit Türk adına 1936 tarih 92 tahrir numaralı vergi kaydına istinaden tespit görüp tapuya tescil edilmiştir.
Davacı 1940 yılında başlayan imar-ihya ve zilyetliğe dayanarak taşınmazın adına tapuya tescilini istemektedir. Tapulama çalışmaları sırasında MK.641. maddesi (TMK.715) uyarınca Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması nedeniyle tespit dışı bırakılmıştır. Böyle bir yer 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesine göre ancak imar ve ihyası tamamlandıktan sonra zilyetlikle iktisap edilebilir. Davacı imar-ihyaya dayandığına göre TMK. nun 6. maddesine göre iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Davacı imar-ihyayı ispat edemediği gibi ziraat mühendisi bilirkişi taşınmazın niteliklerini belirlerken; %25-30 nispetinde meyilli olduğunu, taşınmaz üzerinde halen değişik büyüklükte taşlara rastlanıldığını, uzun süre işlenmiş olmasına rağmen bu taşların tekrar çıkabileceğini, uzun yıllar kullanmanın en az on yıl olduğunu açıklamıştır. Ziraat mühendisi bilirkişiden alınan ek rapora göre; taşınmazın komşu Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazlardan farkının bulunmadığı da belirlenmiştir. Bu hale göre, halen taşlık nitelikte olup, imar-ihyası tamamlanmayan ve son on yıl zilyet edilen bu taşınmazın 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddeleri hükümlerince iktisabı mümkün değildir. Davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile eksik incelemeye dayalı, usul ve yasaya aykırı hükmün HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy