(1086 S. K. m. 74, 91) (4721 S. K. m. 701, 702, 713) (3402 S. K. m. 14)
Dava: Turan Doğru (1940 doğumlu), Mehri Doğru ve Zeynep Durmuş ile Turan Durmuş (Doğru) (1938 doğumlu, davalı - karşı davacı Enver Doğru aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne kısmen reddine dair Bigadiç Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 20.11.3003 gün ve 245/334 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılardan Turan Doğru (1940 doğumlu) vekili ve davalı- karşı davacı Enver Doğru vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, 101 ada 2, 28, 35, 67, 73, 74, 75, 76, 77, 102 ada 3, 108 ada 69, 90, 162, 109 ada 20, 38, 103 ada 2, 3, 4 ve 106 ada 141 nolu parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile ortak miras bırakan Süleyman oğlu Musa Doğru'nun mirasçıları adına verasette iştirak halinde, birleşen davanın davacısı Enver Doğru vekili ise, 101 ada 2 parselin tapu kaydının iptali ile fiili kullanım durumuna göre 9000 m2' sinin 1940 doğumlu Turan Doğru adına ve geriye kalan tahminen 12289 m2'lik bölümünün ise vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı - karşı davacı Enver vekili, davacı 1940 doğumlu Turan ve arkadaşlarının açtığı davanın reddine, aynı şekilde davacı - karşı davalı 1940 doğumlu Turan ve arkadaşlarının vekili de, Enver'in açtığı karşı davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece uyuşmazlık konusu Özgören köyü 101 ada 28, 35, 67, 73, 74, 77, 102 ada 3, 109 ada 20 ve 38 parseller ile Yağcıbedir köyü 103 ada 2, 3, 4, aynı köy 106 ada 141 nolu parsellerle ilgili davanın FERAGAT nedeniyle, Özgören köyü 101 ada 75, 76, 108 ada 162, 69 ve 90 sayılı parsellerle ilgili davanın esastan REDDİNE, 1940 doğumlu Turan ve arkadaşları tarafından 101 ada 2 parselle ilgili olarak açılan davanın kısmen, aynı parselle ilgili karşı davacı Enver'in açtığı davanın ise aynen kabulüne karar verilmesi üzerine; hükmün redde ilişkin 101 ada 75, 76, 108 ada 162, 69, 90 ve 101 ada 2 parsellerle ilgili bölümü, 1940 doğumlu Turan vekili tarafından esastan, yargılama giderlerine ilişkin hüküm fıkrasının ise karşı davacı Enver vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ve karşı dava, ortak miras bırakandan intikal, murisin sağlığında yaptığı bağış, zilyetlik gibi kadastrodan önceki hukuksal sebeplere dayanarak TMK. nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi gereğince açılan tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece, ...tarafların murisçe yapılan taksime göre dava konusu yerleri kullandıkları ve (101 ada 2 parsel hariç) kadastro tespitinin de bu taksime uygun olarak yapıldığının anlaşıldığı gerekçesiyle 101 ada 75, 76, 108 ada 69, 90 ve 162 nolu parseller hakkındaki davanın reddine, 101 ada 2 parsel bakımından ise, Enver ve 1940 doğumlu Turan arasında fiili taksime uygun kullanım durumuna göre tespit yapılması gerekirken eşitlik gözetilerek ½ oranında yapılan kadastro tespitinin hatalı bulunduğu görüşüyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemenin vardığı bu sonuç, keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile dosya kapsamındaki somut olgulara aykırı düşmektedir. Keşif tutanağı kapsamı ile dosyadaki bilgi ve belgelerle reddine karar verilen 101 ada 75 ve 76 nolu parseller, 1965 yılında muris tarafından sağlığında yaptığı bağış ile 75 sayılı parselin 1938 doğumlu oğlu Turan'a, 76 nolu parsel ise 1940 doğumlu oğlu Turan'a verildiği belirlendiğine ve kadastro tespitleri de bu şekilde yapıldığına göre 1940 doğumlu Turan vekilinin bu parsellere yönelik temyiz itirazları bu bakımdan yerinde bulunmadığından reddi ile bunlarla ilgili hüküm fıkrasının ONANMASINA,
Yine keşifte dinlenen yerel bilirkişiler ve tanıklar beyanlarında; tarafların ortak miras bırakanı (babaları) Musa Doğru 1965 yılında sağlığında kendisine ait taşınmazların bir kısmını üç erkek çocuğuna bağışladığını, fiilen yerlerini belirleyip verdiğini, 101 ada 2 nolu parselin güney kısmını ve 108 ada 69, 90 ve 162 parsel sayılı taşınmazları ise, kendisine bıraktığını, yaşlılığında ve hastalığında kendisine bakacak olan oğluna vermek isteğini, ancak murisin aniden kalp krizinden öldüğünü, bakıma muhtaç hale gelmediğini, yatalak duruma düşmediğini açık bir biçimde ifade etmişlerdir. O halde, sözü edilen bu parseller muris tarafından sağlığında üç erkek çocuğuna bağışlanmadığına, bakıma muhtaç duruma düşmediğine ve ani kalp krizi sonucu öldüğü açıklandığına göre, taşınmazların terekeye kaldığının kabulü gerekir. Terekeye kalan taşınmazlar ise, tüm mirasçılara ait olup, TMK. nun 701. maddesi uyarınca olayda elbirliği mülkiyet hükümleri geçerli olmaktadır. Aynı maddenin son fıkrasına göre, ortakların belirlenmiş payı olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır. TMK. nun 702/1 ve 2.fıkralarının açık hükümleri karşısında her bir ortağın tek başına tasarruf-i işlem niteliğinde bulunan paya yönelik tapu iptali ve tescil davası açma olanağı yoktur. Ancak bu kuralın tek istisnası vardır. O da, mirasçılar arasında açılıp yürüyen davalarda söz konusudur. Artık bu tür davalarda Oybirliği ve Elbirliği mülkiyet koşulu aranmaz. Dava, mirasçılar arasında açılıp yürüyen davalardandır. Bu bakımdan her mirasçı ancak kendi payı oranında iptal ve tescil isteğinde bulunabilir. Şu halde, hükmü temyiz eden 1940 doğumlu davacı Turan'ın terekedeki payı gözetilerek iptal ve tescile karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle 108 ada 69, 90 ve 162 sayılı parseller hakkındaki davanın esastan reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Öte yandan, diğer davacılar ve davalılar tarafından esastan temyiz edilmeyen 101 ada 2 sayılı taşınmazla ilgili hüküm, sadece 1940 doğumlu davacı Turan vekili tarafından temyiz edilmiştir. Bu parselin güney kısmının muris tarafından sağlığında bağışlanmadığı ve terekeye dahil olduğu bu nedenle bu parsele ilişkin hükmün de bozulması gerekir ise de, toplam miktarı 21289.53 m2 olup miras payı oranında iptal ve tescile karar verilmesi düşünüldüğünde davacının hükümle kendisine verilen 5000.25 m2 den daha az yer alması sonucunu doğuracaktır. Bu durum ise kamu düzeninden sayılan aleyhe bozma yasağı kavramıyla karşılaşacaktır. Sözü edilen bu kural gözardı edildiğinde ve bozma yapıldığında, hükmü temyiz etmeyenlerin yararına, edenlerin ise aleyhine hüküm kurulmasına olanak sağlanmış olacaktır. Bu husus ise HUMK. nun 74. maddesinde vurgulanan ilkeye aykırı düşecektir. Somut olayda; kamu düzeni söz konusu olmadığından, aleyhe bozma yasağı kuralının uygulanacağı açıktır. Belirtilen kural uyarınca, kabulüne karar verilen 101 ada 2 parsel sayılı taşınmazla ilgili hüküm fıkrası bu nedenle bozma sebebi yapılmamıştır.
Davalı - karşı davacı Enver vekilinin yargılama giderlerine yönelik temyiz itirazlarına gelince; uyuşmazlık konusu parsellerin bir kısmının feragat nedeniyle, bir kısmının ise, esastan reddedildiği ve karşı davacı Enver'in davası da kabulle sonuçlandığı ve yargılama giderleriyle sorumlu tutulmaması gerektiği anlaşıldığı halde, tüm yargılama giderlerinin Enver'e yükletilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davacı Turan vekili ile karşı davacı Enver vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile redde ilişkin 108 ada 69, 90 ve 162 nolu parsellere ve Enver vekilinin temyizine konu yargılama giderlerine ilişkin hüküm fıkralarının açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve aşağıda dökümü yazılı Turan Doğru'ya ait 11,20 YTL peşin harcın onama harcına mahsubuna ve 11,20 YTL peşin harcın da istek halinde temyiz edenlerden Enver Doğru'ya iadesine 14.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy