(3402 S. K. m. 12)
Dava: G. Metin ve müşterekleri ile Hazine, dahili davalı Orman Genel Müdürlüğü aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Silifke Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 13.04.2004 gün ve 856/378 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, miras yoluyla intikal, taksim ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle 2951 parselin Hazine üzerindeki tapu kaydının iptali ile vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili ve Orman Genel Müdürlüğü vekilleri, dava konusu yerin orman sayılan yerlerden olduğunu, davacı ve müşterekleri adına daha önce 100 dönüm yerin tespit ve tescil edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1200 m2 yüz ölçüme sahip 2951 parselin kadastro tutanağında, özet olarak 2952, 2954 ve 2955 parsellere uygulanan K. Sani 1328 tarih 40 sıra numaralı tapu kaydının gayri sabit sınırları içermesi nedeniyle kayıt iptal fazlası olarak 14.02.1981 tarihinde tarla niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiş, Ahmet B. miras ortaklığının temsilcisi Mustafa B. vekilinin Silifke Kadastro Mahkemesinde Hazine aleyhine açmış oldukları kadastro tespitine itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda 05.03.1990 gün, 144/136 esas ve karar sayılı hüküm ile 2951 parselle ilgili davanın reddine, tespit gibi Hazine adına tapuya tesciline, diğer parseller hakkındaki davanın kabulüne ilişkin kararın Hazine vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay 7.Hukuk Dairesince bozulmuş, bozma ilamı uyarınca yapılan yargılama sonunda yeniden davanın kabulüne karar verilmiştir. Açıklandığı üzere; 2951 parsele ilişkin dava yukarıda tarih ve sayısı hükümle ret edilmiş, hüküm davacı Ahmet B. miras ortaklığının temsilcisi vekillerine 16.05.1990 tarihinde tebliğ edilmiş, hükmü temyiz etmemişlerdir. Bu durumda dava konusu parsele ilişkin tutanak temyiz süresinin dolduğu 31.05.1990 tarihinde kesinleşmiş olmaktadır. Her ne kadar Kadastro Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı yazılı hükmünün altına 2951 parsele ait tespitin 27.07.1993 tarihinde kesinleştiği açıklanmış ise de, yukarıda yapılan açıklamalar karşısında kesinleşme şerhine ilişkin tarih doğru değildir. 2951 parsele ait tespitin kesinleştiği 01.06.1990 tarihinden davanın açıldığı 07.10.2002 tarihine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiş bulunmaktadır. Hak düşürücü süre olumsuz dava koşulu olup, tüm itiraz ve def'ilerden önce göz önünde tutulur. Hak düşürücü sürenin geçmiş olması halinde işin esasına girilmeksizin davanın bu sebeple reddine karar verilmesi gerekir. Somut olayda; davacı tespitten önceki sebebe dayanarak iptal ve tescil istemiş ve dava tarihine kadar hak düşürücü süre geçmiş bulunduğuna göre davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy