(4721 S. K. m. 706, 724) (1086 S. K. m. 76) (818 S. K. m. 213) (2644 S. K. m. 26)
Dava: Firdevs Duran ile Musa Can aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Bursa 3. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 10.02.2005 gün ve 555/36 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, vekil edeninin 23.01.1997 tarihli sözleşme ile davalıya ait 1609 parselin 150 m2 yüzölçümündeki bölümünü haricen satın ve devraldığını, üzerine üç katlı bina inşa ettiğini ve halen üzerinde oturduğunu, binanın değerinin arsa değerinden fazla olduğunu, davalının tapuda devre yanaşmadığını ileri sürerek bu kısma ait davalı tapu kayıtlarının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, tapuda kayıtlı taşınmazın harici satışının geçersiz olacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davada taraflar arasında düzenlenen 23.01.1997 günlü harici satış sözleşmesini ve davaya konu taşınmaz üzerinde davacı tarafından inşa edilen üç katlı evin değerinin arsa değerinden fazla olduğunu ileri sürerek iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Dava konusu taşınmaz satış tarihi itibarıyla tapuda kayıtlı bulunan bir yerdir. TMK. nun 706, Borçlar Kanununun 213 ve Tapu Kanununun 26. maddesi hükmüne göre taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması resmi şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır. Bu nedenle davada dayanılan 23.01.1997 tarihli sözleşme bakımından, harici satış sözleşmesinin geçerli olmadığı gerekçesi ile redde karar verilmiş olmasında yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Ne var ki, davada dayanılan ikinci sebep olan binanın değerinin arsanın değerinden fazla olması hukuki sebebi mahkemece dikkate alınmamıştır. HUMK. nun 76. maddesi hükmüne göre davanın esasını oluşturan maddi olayların ileri sürülmesi taraflara, bunların nitelendirilmesi ve uygulanacak kanun hükümlerini belirlemek hakime aittir. Davacı binanın değerinin arsa değerinden fazla olduğunu ileri sürmekle harici senet yanında TMK. nun 724 maddesinde hükme bağlanan uygun tazminat karşılığı iptal ve tescil talebinde de bulunmuş, ancak mahkemece bu hususta herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmamıştır.
İddia ve savunma doğrultusunda taraf delillerinin toplanarak, TMK. nun 724 ve devamı maddeleri uyarınca, uygun tazminat karşılığı iptal ve tescil isteme koşullarının davacı yararına gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu husus mahkemece gözden kaçırılarak yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle ve HUMK. 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA ve 11,20 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 25.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy