(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 258, 259)
Dava: S. Durmuş ve müşterekleri ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Karaman 2.Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 18.06.2004 gün ve 142/410 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, Hazine adına tapuda kayıtlı bulunan 143 ada 443 nolu parselin tapu kaydının iptali ile vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, dava dilekçesinde gösterilen değerin düşük olduğunu, keşifle değerin belirlenmesi gerektiğini, kadastro çalışmaları sırasında taşınmazın kimler tarafından kullanıldığının belli olmadığını, bu nedenle Hazine adına tespit edildiğini, zilyetlikle mal edinme koşullarının davacılar yararına gerçekleşmediğini, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, teknik bilirkişi İ. Uysal'ın 14.06.2004 günlü rapor ve krokisinde A harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünün S.Durmuş, B ile işaretli taşınmaz kısmının M. Gül, C harfi ile işaretlenen taşınmaz parçasının H. Özdemir, D harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünün İ. Bülbül adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, muristen intikal ve 20 yıllık bağımsız zilyetlik hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK. nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece, kazanma koşullarının davacılar yararına gerçekleştiği görüşünden hareketle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davalı Hazine vekili savunmasında, dava dilekçesinde taşınmazın değerinin düşük gösterildiğini, bu nedenle değer tespitinin yapılmasıyla harcın keşifte belirlenecek değer üzerinden alınması gerektiğine işaret ettiği halde, mahkemece bu husus üzerinde durulmadığı gibi uyuşmazlık konusu 443 nolu parsele komşu 222 nolu parselin kadastro tutanak ve ekleri ile varsa dayanağı tapu ve vergi kayıtları getirtilerek taşınmazın niteliği açısından denetlenmesi de yapılmamıştır. Bundan ayrı, hiçbir gerekçe gösterilmeden Hazinenin süresinde bildirdiği 17.07.2003 günlü dilekçesinde yer alan Hazine tanıklarının dinlenmemesi de doğru değildir. Bu bakımdan yeniden yapılacak keşif ile Hazine tanıklarının HUMK. nun 258 ve 259. maddeleri gereğince keşifte dinlenmelerinin sağlanması, taşınmazın niteliği ve zilyetlik konularında bilgilerine başvurulması, taşınmazın dava tarihindeki gerçek değerinin yerel bilirkişiden sorulmak suretiyle belirlenmesi, saptanacak gerçek değeri üzerinden eksik harcın tamamlanması, komşu 222 parsele ait kadastro tutanak ve ekleri ile dayanağı tapu ve vergi kayıtları bulundukları yerlerden getirtilerek teknik, yerel bilirkişi ve tanıklar vasıtasıyla zemine uygulanması, taşınmaz yönünü ne gösterdikleri üzerinde durulması, teknik bilirkişiden denetime açık gerekçeli rapor ve kroki istenmesi, uzman bilirkişi ziraat mühendisinden de taşınmaz ve çevresini toprak yapısıyla birlikte incelemesi yapılarak gerekçeli rapor sunulmasının sağlanması, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle ve HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy