(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 258, 259)
Dava: Elmapınar Köyü Tüzel Kişiliği ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Karaman 2. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 18.06.2004 gün ve 152/420 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı vekili, Hazine adına tapuda kayıtlı bulunan 142 ada 169, 170, 171, 172, 177, 180, 187, 188, 192, 201, 202, 212, 213 ve 227 nolu parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, dava dilekçesinde gösterilen değerin düşük olduğunu, keşifle değerin belirlenmesini, kadastro çalışmaları sırasında taşınmazın kimler tarafından kullanıldığının belli olmadığını, bu nedenle Hazine adına tespit edildiğini, zilyetlikle mal edinme koşullarının davacı yararına gerçekleşmediğini, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, teknik bilirkişi İsmail Uysal'ın 14.06.2004 günlü rapor ve krokisinde gösterdiği yerlerin tapu kayıtlarının iptali ile davacı Köy Tüzel Kişiliği adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
Hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, hukuksal sebebine dayalı olarak TMK. nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece, kazanma koşullarının davacı yararına gerçekleştiği görüşünden hareketle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davalı Hazine vekili savunmasında, dava dilekçesinde taşınmazların değerinin düşük gösterildiğini, bu nedenle değer tespitinin yapılmasıyla harcın keşifte belirlenecek değer üzerinden alınması gerektiğine işaret ettiği halde, mahkemece bu husus üzerinde durulmamıştır.
Bundan ayrı, hiçbir gerekçe gösterilmeden Hazinenin süresinde bildirdiği 17.07.2003 günlü dilekçesinde yer alan Hazine tanıklarının dinlenmemesi de doğru değildir. Bu bakımdan yeniden yapılacak keşif ile Hazine tanıklarının HUMK. nun 258 ve 259. maddeleri gereğince keşifte dinlenmelerinin sağlanması, taşınmazların niteliği ve zilyetlik konularında bilgilerine başvurulması, parsellerin dava tarihindeki gerçek değerinin yerel bilirkişiden sorulmak suretiyle belirlenmesi, saptanacak gerçek değeri üzerinden eksik harcın tamamlanması, teknik bilirkişiden denetime açık gerekçeli rapor ve kroki istenmesi, uzman bilirkişi Ziraat Mühendisinden de taşınmaz ve çevresini toprak yapısıyla birlikte incelemesi yapılarak gerekçeli rapor sunulmasının sağlanması, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Ayrıca, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesine göre, bir kişi ancak, aynı kadastro çalışma alanı içerisinde sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan bir veya birden fazla taşınmaz malı çekişmesiz ve aralıksız en az 20 yıl malik sıfatıyla zilyet olduğunu ispat etmesi halinde iktisap edebilir. Davacının tapu kayıtlarının iptali ile adına tescilini istediği taşınmazların toplam yüzölçümleri 100 dönümü geçmektedir. Bu nedenle, davacıya seçimlik hakkı hatırlatılmalı, tercih ettiği taşınmazların yüzölçümü dikkate alınarak 100 dönümden fazlaya tekabül eden taşınmazlar yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekir.
Bundan ayrı, dava konusu 142 ada 212 parselin tapu kaydı getirtilmediği gibi, bu parsel hakkında olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmamış olması da doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle ve HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy