(1086 S. K. m. 25)
Dava : A. ve müşterekleri ile Y. ve müşterekleri aralarındaki zilyetliğin korunması davasında hüküm kurulmasına yer olmadığına dair Antalya 1. Sulh Hukuk Hakimliği'nden verilen 30.04.2004 gün ve 1677/814 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, dava konusu taşınmaza davalıların el atmasının önlenilmesine karar verilmesini istemiştir.
Bir kısım davalılar vekili Av. H.K. ve diğer davalılar, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece "davacıların davasının mahkememizce ele alınarak yargılamanın yapılıp hüküm kurulmasına yer olmadığına" karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava Antalya Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevsizlik kararı ile, Antalya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmiştir. Mahkemece, yapılan yargılama sonunda davanın reddine ilişkin hükmün davacılar vekili tarafından hem görev, hem esas yönünden temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince uyuşmazlığın zilyetliğin korunmasına ilişkin bulunduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş, uyulan bozma kararı uyarınca dava dosyası yeniden Antalya Sulh Hukuk Mahkemesi'ne aktarılmıştır. Sulh hukuk mahkemesince sulh hukuk ve asliye hukuk mahkemeleri arasında olumsuz görev uyuşmazlığı çıktığı, bu hususun merci tayini yoluyla çözümlenmedikçe uyuşmazlığa bakılamayacağı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Az yukarıda açıklandığı üzere davanın reddine ilişkin asliye hukuk mahkemesince verilen hüküm davacılar vekilinin temyizi üzerine görev yönünden bozulmuştur. HUMK'nun 25. maddesinin son fıkrası hükmü uyarınca temyiz incelemesi sonucu kesinleşen göreve ilişkin kararlar ondan sonra davaya bakacak mahkemeyi bağlar. Davanın sulh hukuk mahkemesinin görevine girdiği gerekçesiyle hüküm bozulduğuna ve bu yön kesinleştiğine göre sulh hukuk mahkemesi bu hükümle bağlıdır. Bu durumda ayrıca merci tayinine gidilmesine de gerek yoktur. Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen hüküm karşısında uyuşmazlığa bakılması gerekirken anılan hüküm gözden kaçırılarak yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz isteği bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 10,10.- YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 14.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy