(3402 S. K. m. 13)
Dava: H. Özlü ve L. Özlü ile K. Demirci ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Konya 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 18.03.2004 gün ve 4/110 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, Y. Özlü tarafından vekil edenlerine düğün hediyesi olarak verilen 436 ada 130 ve 434 ada 25 parselin davalılar üzerindeki tapu kayıtlarının iptaliyle vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, tapulu taşınmazların tapu dışı bağışının geçersiz bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tapu kayıtlarına göre 436 ada 130 parsel Mehmet oğlu Y. Özlü, 434 ada 25 Mehmet kızı A. Özlü adına 3.5.1996 tarihinde kadastro yoluyla tapuya tescil edilmişlerdir.
Davacılar vekili, dava konusu parselleri Y. Özlü'nün 29.1.1986 günlü mehir ve hibe senedi başlıklı belge ile vekil edenlerine bağışladığını belirterek iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Dava konusu parsellerin kadastro tutanakları dosya arasında bulunmadığı için taşınmazların öncesi itibariyle tapulu olup olmadıkları belirlenememiştir. Bu yerler öncesi itibariyle tapusuz ise bağış ve zilyetliğinin devri ile mülkiyeti bağışlanan kişilere geçer. Şayet bu yerler tapulu yerler ise tapulu bir yerin Tapu Sicil Müdürlüğü önünde resmen yapılmayan devri geçerli bir sonuç doğuramayacağından harici bağışa dayanılarak bu yerlerin iptal ve tescili istenilemez. Ancak 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13/B-b maddesinde belirtilen koşulların oluşması halinde lehine bağışta bulunan kişiler bu yerin mülkiyetini edinebilir. Başka bir anlatımla tapulu bir yerin haricen bağışlandığı tarihten tespit tarihine kadar Kadastro Kanununun 13/B-b maddesi koşulları altında tasarruf edilmesi halinde bu yerlerin kazanılması mümkündür.
Somut olayda mahkemece bu yönler araştırılmadan tapulu taşınmazların haricen bağışın geçerli bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir. Davacıların dayandıkları yukarıda tarihi yazılı bağış senedinde bağışta bulunan Y. Özlü ve A. Özlü taşınmazlar üzerinde herhangi bir hakkının olmadığını belirtmiş olmakla zilyetliğini devrettiklerinin kabulü gerekir. Tüm bu yönler gözönünde tutularak kayıt maliki Mehmet oğlu Y. Özlü'nün mirasçılık belgesinin taraflardan istenilmesi, 130 parsel yönünden davanın kayıt malikinin tüm mirasçılarına yöneltilip yöneltilmediğinin araştırılması, her iki parselin kadastro tutanaklarının Tapu Sicil Müdürlüğünden istenilmesi, bu yerler öncesi itibariyle tapusuz yerler ise bağış ve zilyetliğinin devri ile mülkiyetinin lehine bağışta bulunan kişilere geçeceğinin düşünülmesi, tapulu yerler ise 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13/B-b maddesindeki koşulların oluşup oluşmadığının araştırılması, iddia ve savunma çerçevesinde taraf delillerinin eksiksiz olarak toplanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün HUMK. nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 11,20 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 26.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy