(6831 S. K. m. 1) (4721 S. K. m. 713)
Dava: B. Albakır ile Hazine ve B. Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Bala Sulh Hukuk Hakimliğinden verilen 14.12.2004 gün ve 649/460 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili ve köy temsilcisi taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı kadastroca tespit dışı bırakılan dava konusu yerin vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili ve köy temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece 04.05.2001 günlü krokide A harfi ile gösterilen 7350 m2 yerin davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı köy temsilcisi ile Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davada avukat marifetiyle temsil edilmiş olup, karar başlığında avukatının ismi gösterilmemiş ve hüküm kendisine tebliğ edilmemiş ise de, hüküm kabule ilişkin olup, bu yön sonuca etkili görülmemiştir.
Dava, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevsizlik kararı ile Sulh Hukuk Mahkemesine aktarılmıştır. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına, 1959 yılında taşlık niteliğiyle tespit dışı bırakılan dava konusu yerin davacının babası tarafından taşları temizlenmek ve kayalar sökülmek suretiyle ihya edilerek kültür arazisi haline getirildiği, bu olgunun tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarrufta bulunduğu, kültür arazisi niteliğinde olduğu belirlenmiş bulunduğuna göre aşağıda belirtilen husus dışında davalı Hazine vekili ile köy temsilcisinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Görevsiz Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan keşifte dinlenen ziraatçı uzman bilirkişinin düzenlediği 04.05.2001 havale tarihli raporda; taşınmazın orman toprağı ile kaplı olduğu açıklanmış, mahkemece taşınmazın ormanla ilgisinin belirlenmesi yönünden Orman İdaresine yazılan teskereye verilen cevapta, taşınmazın ağaçlandırma çalışmalarına konu olacak alanlarda olduğu açıklanmış, yargılama oturumunda teknik bilirkişi aracılığıyla yapılan incelemede bu yerin orman olmadığı sonucuna varılarak yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Taşınmazın orman toprağı niteliğinde bulunduğu ziraatçı uzman bilirkişi tarafından açıklandığına ve mahkemece bu husus benimsendiğine göre, orman sayılan yerlerden olup olmadığının yöntemine uygun bir biçimde yapılması gerekir. Bu yönden yapılan araştırma ve inceleme yetersiz olduğu gibi yargılama oturumunda görüşüne başvurulan fen bilirkişisi orman konusunda uzman kişi olmadığı için onun görüşüne dayanılarak bir sonuca varılamaz. Ormancılık işi bir uzmanlık işi sayıldığına göre bu hususun orman konusunda uzman olan orman mühendisi veya orman yüksek mühendisi aracılığıyla yerinde yapılması gerekmektedir. Bu açıklamalar göz önünde tutularak taşınmazın bulunduğu yerde orman sınırlandırma çalışmaları yapılmışsa buna ait harita ve tutanakları, yapılmamış ise memleket haritası, amenajman planları ve hava fotoğraflarının getirtilerek dosya arasına konulması, ondan sonra yerel, teknik ve ormancı bilirkişiler aracılığıyla taşınmaz başında keşif yapılmak suretiyle tescil konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanununun 1. maddesi hükmü uyarınca orman sayılan yerlerden olup olmadığının yöntemine uygun biçimde araştırılıp belirlenmesi, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Sonuç: Davalı Hazine vekili ve köy temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11, 20 YTL peşin harcın istek halinde temyiz eden B. Köyü Tüzel Kişiliğine iadesine 09.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy