(3402 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 428)
Dava ve Karar: M. T. ile Hazine, Kıraç Köyü Tüzel Kişiliği ve dahili davalı DSİ Genel Müdürlüğü aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Elazığ 1. Asliye Hukuk Hakimliği'nden verilen 10.03.2005 gün ve 635/75 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı, dava dilekçesinde mevkii ve hudutlarını belirttiği üç parça taşınmazın adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, taşınmazların öncesinin dere yatağı olduğunu, dere ve çay yataklarının Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden bulunduğunu bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davanın kabulüne ilişkin önceki hüküm Hazine vekilinin temyizi üzerine Dairece dosya içeriğine ve uyulan 04.11.2003 tarihli bozma ilamı doğrultusunda işlem yapılıp karar verildiğinden, diğer temyiz itiraflarının reddi ile hükmün DSİ Bölge Müdürlüğü'nün cevabından taşınmazların sulu arazi niteliğinde olduğu ve davacı 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirine dayanmadığından sulu toprakta 40 dönüm yer edinebileceği gözetilerek Karar verilmesi gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyulmasına, DSİ Bölge Müdürlüğü'nün 23.12.2002 ve 06.05.2003 tarihli yazıları ile taşınmazların DSİ Eyüpbağları pompaj sulama sahası içinde kaldığı, sulanabilir arazi olduğu bildirilmesine rağmen, bu kez 22.12.2004 tarihli taşınmazların ana kanalın sonunda olması nedeniyle sulama suyu verilemediğini açıkladığı yazısına değer verilerek taşınmazların Devletçe sulanan arazi olmadığı kabul edilerek davacı adına toplam 49261, 72 m2 taşınmazın tesciline karar verilmesi isabetsizdir. Bozma ilamında da açıklandığı üzere, taşınmazların DSİ sulama şebekesi içinde kaldığı, kurumun yazılarından, taşınmazların sınırlarında DSİ sulama kanallarının bulunduğuna dair fenni bilirkişi krokisi ve zirai uzman bilirkişi raporundan anlaşılıp, davacının da 06.05.2003 tarihli keşifte zaman zaman kanaldan taşınmazları suladığına dair beyanından anlaşıldığından taşınmazların artık 3083 sayılı Kanuna göre sulanabilir arazi olarak kabulü ile 3402 sayılı Kanunun 14. maddesindeki sınırlamalara göre, aynı çalışma alanı içinde sulu arazide belgesizden 40 dönümden fazla yer edinilemeyeceği dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken, taşınmazların niteliği göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle ve HUMK.'nun 428. maddesi hükmü uyarınca bozulmasına, 02.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy