(3402 S. K. m. 14, 18) (2863 S. K. m. 3/a-3)
Dava: Hrisanti ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Gökçeada Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 15.03.2005 gün ve 98/38 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle dava konusu 283 ada 4 parselin Hazine üzerindeki tapu kaydının iptaliyle vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, sebep açıklamaksızın davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, uyulan Yargıtay bozma ilâmı uyarınca yapılan araştırma ve inceleme sonunda yeniden davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu parsele ait kadastro tutanağında Edirne Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından gönderilen 1/25.000 ölçekli sit haritasının kadastro paftasına uygulanması neticesinde bu taşınmazın kentsel sit alanında kaldığının belirlendiği ve tutanağın beyanlar hanesine "kentsel sit alanında kalmaktadır" ibaresinin yazıldığı ve taşınmazın halen Miristo'nun kullanımında olduğunun tutanağın beyanlar hanesinde belirtildiğinin muhtar ve bilirkişiler tarafından bildirilmesi üzerine 3402 sayılı Kadastro Kanununun 18.maddesi hükmü uyarınca 21.10.1996 tarihinde bahçe niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiştir. Yerel bilirkişi ve tanıklar dava konusu taşınmazın tespit tarihinden geriye doğru 20 yıldan fazla süreyle davacı tarafından kullanıldığını, arkeolog uzman bilirkişinin 15.02.2005 günlü raporunda dava konusu yerin kentsel sit etkileme alanı sınırları içerisinde kaldığını bildirmesi üzerine mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Görülmekte olan davada çözümlenmesi gerekli olan husus taşınmazın 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu uyarınca kazanılacak yerlerden olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Az önce de açıklandığı üzere kazanma koşulları davacı lehine oluşmuştur. Arkeolog uzman bilirkişi raporundaki açıklamalara göre dava konusu taşınmaz "kentsel sit etkilenme alanında" kalan bir yerdir.
Tanımlar başlığını taşıyan 2863 sayılı Kanunun 3.maddesinin a/3 bendinde "sit'in" tanımı yapılmış, 5226 sayılı Kanunla aynı Kanunun 11.maddesine yapılan eklemeyle "sit'in" zilyetlik yoluyla iktisap edilemeyeceği düzenlenmiştir. Belirtildiği üzere kazanılması yasaklanan alan "sit" alanlarıdır. Kültür Bakanlığı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 19.04.1996 gün ve 419 sayılı kararında Kentsel sit etkilenme /Etkilenme geçiş alanı "kentsel ve yöresel nitelikleri, mimari ve sanat tarihi açısından gösterdikleri fiziksel özellikleri ve bu özellikleriyle oluşan çevrenin dönemin sosyo ekonomik, sosyo kültürel yapılanmasını, yaşam biçimini yansıtarak bir arada bulunduran bu açılardan doku kültürünü gösteren alanlar" şeklinde tanımlanmıştır. Açıklandığı üzere kentsel sit etkilenme alanı "sit'ten" farklı bir yeri kapsayan bir kavramdır. Kanunun zilyetlikle edinilmesini yasakladığı alanlar "sit" alanlarıdır.
Dava konusu parselin "sit" dışında, kentsel sit etkilenme alanında kaldığı arkeolog bilirkişi tarafından açıklandığına göre yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve 2588 sayılı Kanunla eklenen 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca Hazineden harç alınmasına mahal olmadığına 02.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy