(4721 S. K. m. 713)
Dava: A. R. Kalın, H. Sarı ve F. Çimen ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Çat Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 02.03.2005 gün ve 169/40 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, miras yoluyla intikal ve satın almaya dayanarak 181 ada 32 parselin tapu kaydının iptaliyle adlarına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
3 hektar 3404 m2 yüzölçüme sahip 32 parsele ait kadastro tutanağında aynı ada 30 parselle bir bütün olduğu, 1937 tarih 413 tahrir numaralı vergi kaydının sınırları gözönünde tutularak 11.12.2000 tarihinde Hazine adına tespit edilmiştir. Vergi kaydına dayanılarak vergi kayıt malikleri adına tespit ve tescil edilen 181 ada 30 parselin tapu kaydı ve kadastro tutanağı dosya arasında bulunmamaktadır. Dosya içeriğine göre 30 parselin davacılar adına tespit edildiği anlaşılmıştır. Kadastro tespiti sırasında nazara alınan 1937 tarih 413 tahrir numaralı 60 ar yüzölçümlü vergi kaydının güney sınırı mera olarak yazılıdır. 07.02.2001 günlü kadastro komisyonu kararında 181 ada 30 parselin Hanım Sarı ve müşterekleri adına kayıtlı olduğu yazılı ise de, Tapu Sicil Müdürlüğünün 14.05.2003 günlü yazısında 30 parsel hakkında Çat Kadastro Mahkemesinin 2001/24-31 esas ve karar numaralı dava dosyasında davalı olduğu bildirilmiştir. Açıklandığı üzere 32 parsel kadastro tespiti sırasında nazara alınan 1937 tarih 413 tahrir numaralı vergi kaydının miktar fazlası olan bir yerdir. Vergi kaydı mera sınırını içerdiğine ve paftaya göre eylemli olarak 20 mera parseli yer aldığına göre bu yerin meranın devamı olup olmadığının gözönünde tutulması gerekir. Vergi kaydında yazılı miktar kadar yerin şimdiki davanın davacılarından A. R. ve E. Çimen adına tespit ve tescil edildiğine göre miktar fazlası olan yerin kayıtta geçen meradan elde edildiğinin kabulü gerekir. Dosya arasındaki paftaya göre dava konusu taşınmazın çevresinde 181 ada 20 mera parseli yer almaktadır. Davacılar miras bırakanları olan kayıt malikleri de satıcıları adına yazılı bulunan vergi kaydındaki sınırlarla bağlıdırlar. Paftaya göre taşınmazın sınırında mera olarak sınırlandırılan 20 parselde bulunduğuna göre dava konusu yerin meradan elde edildiğinin kabulü gerekir. Meralar süresi neye ulaşırsa ulaşsın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olmayan yerlerdir. Taşınmazın belirlenen bu niteliği gözönünde tutularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy