(4721 S. K. m. 683, 713)
Dava: Ahmet Karaduman ile Hazine aralarındaki elatmanın önlenilmesi davasının kabulüne dair Alanya 2. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 09.03.2004 gün ve 132/283 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 30 seneyi aşkın bir zamandan beri vekil edeninin zilyetliği altında bulunan dava konusu yerin, 3091 sayılı Kanun hükümleri uyarınca vekil edeninden alınarak Hazineye teslim edildiğini, davalı Hazinenin elatmasının önlenilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, dava konusu yerin köy karar defterine göre köy boşluğu olarak kayıtlı Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, 01.05.2003 günlü krokide C harfi ile gösterilen 5160 m2 yere davalı Hazine'nin elatmasının önlenilmesine, fazlaya ilişkin isteğin reddine karar verilmesi üzerine; hükmün, kabule ilişkin bölümü davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine göre dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde Tapulama ve Kadastro Kanunları uyarınca çalışma yapılmadığı ve tapuya kayıtlı olmadığı belirlenmiştir. Davacı vekili vekil edeninin 30 seneyi aşkın bir zamandan beri zilyedi olduğunu ileri sürerek istekte bulunmuştur. Türk Medeni Kanununun 713. maddesinin 5.fıkrası hükmüne göre mülkiyet hakkı aynı maddenin 1.fıkrasında öngörülen koşulların gerçekleştiği anda kazanılmış olur denilmiştir. Gerçekten de anılan maddede belirtilen koşullar davacı yararına geçmiş ise, o takdirde tapusuz olan bu yer üzerindeki mülkiyet hakkının doğduğunun kabulü ve korunması gerekir. Hemen belirtelim ki somut olayda davalı Hazinenin dava konusu taşınmaza her hangi bir elatması söz konusu değildir. Davacı ve davada taraf durumunu almayan diğer kimseler köy tüzel kişiliği arasında çıkan uyuşmazlık nedeniyle 3091 sayılı Kanun hükümleri uyarınca alınan kararlar göz önünde tutularak bu yer Hazineye teslim edilmiştir. Böyle bir teslim haksız eylem niteliğinde olmadığı için elatma olarak nitelendirilemez. Diğer yönden davacının mülkiyet hakkının doğduğu da kanıtlanmamıştır. Toplanan deliller, dosya içeriği ve taşınmazın belirlenen niteliğine göre davacının ekonomik amaca uygun olarak tasarrufta bulunduğu belirlenmediğine ve başkası tarafından kazanılmayan bir yer Hazine'ye ait olduğundan davanın hepten reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle kısmen kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir,.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün kabule ilişkin bölümünün HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy