(4721 S. K. m. 683, 737)
Dava: Davacı Işıklar Köyü Tüzel Kişiliği vekili, davalının işlettiği tavuk çiftliğinin yaydığı kokuların köy halkını rahatsız ettiğini, salgın hastalığa sebebiyet verebileceğini belirterek yapılan faaliyetin durdurulmasına ve binaların yıkılmasına karar verilmesini istemiştir.
Işıklar Köyü Tüzel Kişiliği ile O. Ünal aralarındaki muaraza, elatmanın önlenmesi ve yıkım davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Balıkesir 2.Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 02.03.2005 gün ve 763/53 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 25.10.2005 salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden Osman Ünal vekili Avukat Seyfi Çelik geldi. Karşı taraftan kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Işıklar Köyü Tüzel Kişiliği vekili, davalının işlettiği tavuk çiftliğinin yaydığı kokuların köy halkını rahatsız ettiğini, salgın hastalığa sebebiyet verebileceğini belirterek yapılan faaliyetin durdurulmasına ve binaların yıkılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı Osman Ünal vekili, tavuk çiftliğinin tapu sicilinde vekil edeni adına kayıtlı 103 ada 18 parsel üzerinde kurulduğunu, köyde başka tavuk çiftliklerinin de bulunduğunu, muhtarın kişisel nedenlerle dava açtığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davalının faaliyetinin durdurulması isteğinin kabulüne, binanın yıkılması isteğinin reddine karar verilmesi üzerine; hükmün, kabule ilişkin bölümü davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Çağdaş hukuk sistemlerindeki tanımıyla mülkiyet; geniş haklar, buna bağlı yetkiler ile birlikte bazı ödevlerin oluşturduğu bir hukuksal kurumdur. Başka bir anlatımla mülkiyet, tanıdığı geniş hak ve yetkilerin yanında, bazı ödevlerde yükleyen bir ayni haktır. Anayasanın 35. maddesinde aynen Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz hükmü getirilmiş, Türk Medeni Kanununun 683. maddesinde bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir denilmekte, aynı Kanunun 737. maddesinde ise Herkes taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkileri kullanırken ve özellikle işletme faaliyetlerini sürdürürken komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıklardan kaçınmakla yükümlüdür... hükmü getirilmek suretiyle mülkiyet hakkının kanunla kısıtlanabileceğine işaret olunmuştur. Bu doğrultuda olmak üzere, taşınmaz maliki ile komşuları arasındaki ilişkilerinden doğan zorunlu çıkar çatışmaları düzenlenmiş, bir arada yaşamak durumunda olan, komşu taşınmaz maliklerinin ekonomik, sosyal çıkarlarını dengede tutabilmek için onlara katlanma ve kaçınma ödevleri yüklemiştir.
O halde, bir toplumda birlikte yaşama olanağı sağlayan insancıl, gerçekçi, zorunlu temel hukuk kuralına göre, hakim; somut olayın özelliğini, taşınmazların konumlarını, kullanma amaçlarını, niteliklerini, yöresel örf ve adetleri, toplumun doğal ihtiyaç ve gerçeklerini göz önünde bulundurarak, komşuların birbirlerine göstermekle yükümlü oldukları olağan katlanma ve hoşgörü sınırını aşan bir taşkınlığın bulunup bulunmadığını saptama, zararı giderici önlemlerden en uygununu bulma, kaçınılmaz müdahaleleri yapmak suretiyle özverileri denkleştirme durumundadır. Bunun içinde zararın niteliği, kapsamı ve ne suretle giderileceği yönünde tarafların tüm delilleri toplandıktan, gerektiğinde yerinde keşif yapıldıktan sonra uzman bilirkişilerden bilim ve tekniğe uygun gerekçeli rapor alınması zorunludur.
Somut olayda; mahkemece, taraflara delillerini sunmaları için süre ve imkan verilmeden ve taşınmaz başında keşif yapılmadan davacı tarafın tek başına Balıkesir 1. Asliye Hukuk Mahkemesine 2004/173 D.İş sayılı dosyasında yaptırdığı, davalı tarafın katılmadığı ancak sonradan itiraz ettiği, keşif sonunda çevre sağlık teknisyeni tarafından düzenlenen ve somut bulguları içermeyen rapor dayanak yapılarak karar verilmiştir. Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Öncelikle taraflara varsa delillerini sunmaları için süre ve imkan verilmeli, sunmaları durumunda Veteriner, Gıda Mühendisi ve Çevre Mühendisinden oluşan bilirkişi kurulu, yerel ve teknik bilirkişilerin yardımı ile taşınmazın bulunduğu yerde keşif yapılmalı, bildirmeleri halinde taraf tanıkları dinlenmeli, davalının gerçekleştirdiği faaliyetin özelliği, varsa zararın ulaştığı boyutun yukarıdaki ilkeler çerçevesinde saptanması, tahammül sınırlarını aşıp aşmadığı hususunda uzman bilirkişilerden ayrıntılı rapor alınması, bunun yanı sıra, zararı giderecek önlem ya da önlemlerin raporda ayrı ayrı açıklattırılması, tavuk çiftliği ile ilgili olarak yetkili kurumlarca çıkarılmış Genelge, Yönetmelik ve diğer düzenlemelerde göz önünde bulundurularak, tarafların hak ve yarar dengeleri gözetilip önerilen önlemlerden en uygun ve adil olanına ya da olanlarına hükmedilmesi ve böylece uyuşmazlığa sağlıklı bir çözüm getirilmesi gerekir.
Bundan ayrı; mahalli mahkemede ileri sürülmemekle birlikte davalı vekilinin temyiz incelemesi sırasında sunduğu Balıkesir Valiliği İl Mahalli İdareler Müdürlüğü'nün 11.10.2005 tarihli yazısında, Işıklar Köyünün K. Belediyesine bağlandığı belirtilmiştir. Taraf sıfatı dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi hakim tarafından da kendiliğinden göz önünde bulundurulabilir. Anılan yazıda belirtilen K. Belediyesinin 04.03.2005 gün 8 sayılı meclis kararı dosya arasına getirilerek davacı Işıklar Köyü Tüzel Kişiliğinin taraf sıfatının bulunup bulunmadığı belirlenmeli, bulunmadığının anlaşılması durumunda davanın K. Belediyesine ihbar edilmesi oluşacak duruma göre öncelikle dava şartı bakımından karar verilmesi gerekir.
Sonuç: Yukarıda belirtilen nedenlerle eksik inceleme ile hüküm verilmiş olması isabetsiz ve davalı vekilinin temyiz itirazları bu sebeple yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 400 YTL. Avukatlık ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalıya verilmesine ve 67,50 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 25.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy