(4721 S. K. m. 713, 715)
Dava: Ayşen ile Hazine ve Kılıçlı Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Beykoz 1. Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 26.04.2005 gün ve 757/124 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, satın alma, taksim ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle vekil edenine isabet eden 309 m2 yerin adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, uyulan Yargıtay bozma ilâmı uyarınca yapılan inceleme sonunda 10.1.2005 günlü krokide A harfi ile gösterilen 309 m2 yerin davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davanın kabulüne ilişkin önceki hüküm Hazine vekilinin temyizi üzerine, diğer temyiz itirazlarının yerinde bulunmadığı vurgulanmak suretiyle taşınmazın tespit dışı bırakılma tarihi ve niteliğinin araştırılması, komşu parsellere ait kadastro tutanağı ve dayanak belgelerin getirtilerek bunlara göre dava konusu taşınmaz yönünün ne suretle belirlendiği gereğine işaret edilmek suretiyle bozulmuştur. Dava konusu taşınmazın bulunduğu Kılıçlı köyünde 1971 yılında kadastro çalışmalarının yapıldığı ve dava konusu taşınmazın orman kapsamında kaldığı gerekçesiyle kadastro harici bırakıldığı, ekli pafta örneğine göre de, tespit ve tescil edilmiş alanlar dışında kalan diğer bölümlerin Devlet ormanı niteliğinde olduğu açıklanmıştır. Belirtildiği üzere dava konusu taşınmaz 1971 yılında Devlet ormanı niteliğiyle tespit dışı bırakılan bir yerdir. Bozmadan önce ve bozmadan sonra dinlenen ormancı bilirkişinin düzenlemiş olduğu raporlarda tescil konusu taşınmazın 1941 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu uyarınca yapılan sınırlama çalışmaları sırasında orman dışında bırakılan, orman sayılmayan yerlerden olduğu, 4785, 5658, 1744, 2896 ve 3302 sayılı Yasalara konu yapılmadığı belirtilmiştir. Mahkemece, ormancı bilirkişi raporundaki açıklamalara dayanılarak yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Tapusuz taşınmazın TMK.nun 713/1. maddesi hükmü uyarınca tescili istenildiğine, taşınmazın orman niteliğiyle tespit dışı bırakıldığı ve orman incelemesinin yapılması öngörüldüğüne göre aynı maddenin 3. fıkrası gözönünde tutularak davanın Orman Genel Müdürlüğüne yöneltilmesi, yargılamaya geldiği taktirde savunma ve delillerinin toplanması gerekmektedir. Diğer yönden, taşınmazın ormanla olan ilgisinin belirlenmesi yönünden de yapılan inceleme yetersizdir. Dava konusu taşınmazın 1941 yılında yapılan orman sınırlama çalışmaları sırasında orman dışında bırakılan orman sayılmayan yerlerden olduğu açıklanmış ise de, 3116 sayılı Kanuna göre sadece Devlet ormanlarının sınırlamasının yapılması öngörülmüş olup, 1945 yılında yürürlüğe giren 4785 sayılı Kanunun 1. maddesinde nitelikleri belirtilen tüm ormanlar Devletleştirilmiş, sınırlama tarihinden sonra yürürlüğe giren 4785 sayılı Kanun hükümleri gözönünde tutularak incelemenin yapılması gerekir. Raporda hiçbir açıklama yapılmadan 4785 sayılı Kanuna konu edilmediği belirtilmek suretiyle taşınmazın ormanla ilgisinin bulunmadığı yönündeki görüş yasaya uygun olmaz. Kadastroca düzenlenen paftada da açıkça belirtildiği üzere dava konusu yer Devlet ormanı olarak gösterilen bir yerdir. Bu yer 1941 yılında yapılan sınırlamadan sonra yapılan yasa değişiklikleriyle Devletleştirilen yerlerden olmasa bile tespit dışı bırakılma tarihindeki niteliği itibariyle TMK.nun 715. maddesinde gösterilen Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerdendir.
Böyle bir yer üzerinde imar ve ihya yoluyla başlamayan zilyetlik kazanma bakımından hukuken hiçbir değer taşımaz.
Tespit dışı bırakılan bir taşınmazın üzerinde bina ve benzeri tesisler yapmak imar ve ihya sayılmayacağı için kazanma da sağlamaz. Tüm bu açıklamalar gözönünde tutularak davanın Orman Genel Müdürlüğüne yöneltilmesi, ondan sonra yerel, teknik, daha önce dinlenen bilirkişi dışında orman mühendisi ve yüksek mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulu ve fotoğrafçı bir bilirkişi aracılığıyla taşınmaz başında keşif yapılması, dava konusu taşınmazın 4785 sayılı Kanun hükümleri uyarınca Devletleştirilen yerlerden olup olmadığının yöntemine uygun bir biçimde araştırılıp belirlenmesi, tescil konusu taşınmaz ve çevresinin niteliğini gösteren resimlerin HUMK.nun 366 maddesi uyarınca fotoğrafçı bir bilirkişi aracılığıyla çekilerek usulen onaylandıktan sonra dosya arasına konulması, bilirkişi kurulundan taşınmazın niteliği hakkında gerekçeli görüş alınması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy