(4721 S. K. m. 713/3) (3402 S. K. m. 14)
Dava: Halil ile Hazine ve Zincirlikuyu Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Kulu Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 12.04.2005 gün ve 394/255 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, miras yoluyla intikal, taksim, vergi kaydı ve kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı Belediye temsilcisi, yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, davanın kabulüne, 14.09.2004 günlü krokide belirtilen 129188 m2 yerin davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapusuz taşınmazın TMK.nun 713/1.maddesi hükmü uyarınca tescili isteğine ilişkindir. Taşınmazın bulunduğu çalışma alanında Tapulama ve Kadastro Kanunları uyarınca çalışma yapılmamıştır. Teknik bilirkişi raporundaki açıklamalara göre; dava konusu taşınmazın 4753 ve 5618 sayılı Kanunların hükümleri uyarınca yapılan çalışmalar sırasında 10 nolu paftada Ali ve Ahmet'in zilyetliğinde bulunduğu, uygulamanın dışında bırakıldığı açıklanmıştır. Yerel bilirkişi ve tanıklar, dava konusu taşınmazın davacının dayandığı 1936 tarih ve 70 numaralı tahrir kaydının kapsamında kaldığını, taksimle davacıya isabet ettiğini, dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarrufta bulunduğunu, ziraatçı uzman bilirkişi davacının kendi imkanlarıyla suladığı tarım arazisi niteliğinde olduğunu bildirmesi üzerine mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Teknik bilirkişi raporunda, dava konusu yerin Toprak Komisyonunca düzenlenen 10 numaralı paftada davacının miras bırakanı Ali ile Ahmet'in zilyetliğinde olduğunu bildirmiş ise de, pafta getirtilmediği için Yargıtay incelemesi sırasında bu yön denetlenememiştir. Yerel bilirkişi, tescil konusu taşınmazın doğusunda yer alan yerin, davacı Halil'in eşi Makbule'ye kayınbabası Ali tarafından bağışlanıp teslim edildiğini, tapusunu aldığını bildirmiştir. Bu açıklamalara göre, Makbule'ye ait yer hükmen tescil edilmiştir. Tescile ilişkin hüküm dosyası da getirtilmediği gibi davacının ileri sürmüş olduğu yukarıda tarih ve sayısı yazılı vergi kaydının kapsamında kalıp kalmadığı da belirlenmemiştir. Gerçektende davacının miras bırakanı Ali adına yazılı bulunan 1936 tarih ve 70 tahrir numaralı vergi kaydının iki sınırı hali, doğu sınırı hudut, güney sınırı höyük olarak yazılıdır. Tüm sınırlar değişmeye ve genişletmeye elverişli, bağlantısız sınırlar olduğu için vergi kaydı miktarı olan 15 hektar ile geçerlidir. Doğusunda yer alan Makbule'ye ait yerde aynı vergi kaydının içinde kalan bir yer ise, o takdirde miktar fazlası olan yer yönünden 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesindeki sınırlamaların gözönünde tutulması gerekir.
Mahkemece bu yönde herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Tüm bu açıklamalar gözönünde tutularak Toprak Komisyonunca düzenlenen 10 nolu paftanın, paftadaki bilgilerden yararlanılarak komşu parsellere ait belirtmelik ve dayanaklarının, doğusunda yer alan davacının eşi Makbule'ye ait taşınmazın tapu kaydı ve tesciline ilişkin hüküm dosyasının getirtilmesi, ondan sonra yerinde yerel ve teknik bilirkişiler aracılığıyla keşif yapılmak suretiyle bu belgelerin ve dava dosyasının yerine uygulanması, yukarıda yapılan açıklamalar karşısında taşınmazın niteliğinin belirlenmesine çalışılması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekir.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy