(3402 S. K. m. 14, 17) (4721 S. K. m. 713)
Dava: R.S. Hazine ve B. Köyü tüzel kişiliği aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Hacıbektaş Sulh Hukuk Hakimliği'nden verilen 04.05.2005 gün ve 1/70 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dilekçesinde, mevkii ve sınırlarını açıkladığı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında paftasında dere yatağı olarak gösterildiğini, vekil edeni tarafından bu yerin adına tescil edilen 143 ada 4 parselle beraber bütün olarak kullanıldığını, kazanmayı sağlayan zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının vekil edeni adına oluştuğunu belirterek 4 parselle birleştirilerek vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, taşınmazın dere yatağı olduğunu, zilyetlikle kazanılamayacağını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile 15.04.2004 günlü krokide A-1015 m2 miktarındaki taşınmazın davacı adına tesciline, kırmızı ile gösterilen kısma ilişkin davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından kabul edilen kısım yönünden temyiz edilmiştir
Dava, kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan taşınmazın Türk Medeni Kanunu'nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddesi hükümleri uyarınca açılan tescil davasıdır. Paftasında gösterilmek suretiyle yapılan tespit dışı bırakma işleminde taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlenmediğinden, bu işlemin tespit veya sınırlandırma olarak kabulü mümkün değil ise de, bir kadastro işlemi olduğu kuşkusuzdur. Yapılan bu işlem tespit dışı bırakılma işlemi niteliğindedir. Yargıtay'ın kararlılık kazanan uygulamalarına göre; tespit dışı bırakılan bir yerin, Türk Medeni Kanunu'nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddesi hükümlerine göre tapuda tescil edilebilmesi için, tespit dışı bırakılma işleminin yapıldığı tarihten, dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile anılan maddelerde belirtilen koşullar altında tasarruf edilmesi gerekir.
Somut olayda, kadastro müdürlüğü cevabı, kadastro paftası, komşu parsel tutanakları ve teknik bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmazın 21.04.1995 tarihinde kesinleşen kadastro çalışmaları sırasında paftasında dere yatağı olarak bırakıldığı anlaşılmaktadır. Tespit dışı bırakılma işleminin yapıldığı 21.04.1995 tarihinden davanın açıldığı 27.01.2003 tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresi dolmamıştır. Bu açıklamalara göre, kazanma koşullarının davacı yararına gerçekleştiğinden söz edilemez. Açıklanan nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan hükmün BOZULMASINA, 11.07.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy