(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 14, 17) (1086 S. K. m. 166, 167, 168)
Dava: Mustafa Y. ile Ulukapı Köyü Tüzel Kişiliği ve Hazine aralarındaki tescil, eski hale getirme davası talebinin reddine dair Manavgat 1.Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 14.02.2005 gün ve 516/7 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Mustafa Y. tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava dilekçesinde mevkii ve sınırlarını açıkladığı yaklaşık 15.000 m2 yüzölçümlü taşınmazın adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili ve köy tüzel kişiliğini temsilen köy muhtarı Ramazan A., taşınmazın kadastro harici bırakılan yerlerden olduğunu, taşlık ve çalılık niteliğinde bulunduğunu bildirmişler ve davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, HUMK. nun 409/son maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi üzerine davacı Mustafa Y. 31.01.2005 günlü dilekçesiyle; 19.01.2005 tarihinde Manavgat Devlet Hastanesine acilen yatırıldığını, 28.01.2005 tarihinde taburcu edildiğini, bu nedenle 25.01.2005 günlü yargılama oturumuna katılmadığını ve dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiğini açıklayarak eski hale getirme ve yenileme isteğinde bulunmuştur.
Eski hale getirme isteğini inceleyen yerel mahkeme; 14.02.2005 gün ve 2003/516 esas, 2005/7 sayılı ek kararı ile eski hale getirme isteğinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmesi üzerine, bu hüküm süresinde davacı tarafından aynı gerekçeyle temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar ve ihya hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK. nun 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddeleri gereğince açılan tescil davasıdır.
Yerel mahkemece, davacının 18.12.2003 gün, 20.05.2004 gün ve 25.01.2005 günlü yargılama oturumlarına mazeret (özür) bildirmeksizin katılmadığı, HUMK. nun 409. maddesi gereğince davanın özürsüz olarak en fazla iki defa takipsiz bırakılabileceği, üçüncü defa takip edilmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği görüşünden hareketle HUMK. nun 409/5 ve 6. maddeleri gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Davacı bu karara karşı HUMK. nun 166 ve devamı maddeleri gereğince Hali sabıka icra (eski hale getirme) isteğinde bulunmuş ve davacının dilekçesinde gösterdiği gerekçe mahkemece yerinde bulunmayarak eski hale getirme isteğinin reddine karar vermiştir. İşte bu hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacıyla mahkeme arasındaki uyuşmazlık, eski hale getirme isteğinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Dosyaya sunulan belgeler üzerinde yapılan incelemede,
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doktor Esra Y. tarafından düzenlenen ve Baş Tabiplikçe de onaylanan 07.02.2005 gün 6110 sayılı yazıları ekinde bulunan reçete ve epikriz raporunda, davacının 19.01.2005 tarihinde 4767 protokol numarası ile Manavgat Devlet Hastanesinin acil servisine solunum yetmezliği tanısıyla yatırıldığı ve bu tarihten 28.01.2005 tarihine kadar anılan hastanenin göğüs hastalıkları servisinde tedavi gördüğü saptanmıştır. Davacının 28.01.2005 günü istirahat yapması gerektiği önerilerek taburcu edildiği anlaşılmıştır. Eski hale getirme; belirli bir süre içinde belli bir işlemi yapması gereken kişinin (tarafın) veya vekilinin arzu ve ihtiyarı (iradesi) dışında o işlemi yapmaktan aciz bulunduğunun tahakkuk etmiş bulunması halidir. Bu husus HUMK. nun 167/1.bendinde açıkça ifade edilmiştir. Davacının 25.01.2005 günlü oturuma yukarıda açıklandığı şekilde, solunum yetmezliği tanısıyla Hastanede yatarak tedavi görmesi nedeniyle yargılama oturumuna katılmadığı açıktır. Bu tipik HUMK. nun 167/1.bendinde yer alan aciz tabiri ile açıklanan zorunlu hali ifade eder. Alınan rapor ve reçetenin uzman doktor ve başhekim tarafından onaylandığı, protokol numarasını taşıdığı ve HUMK. nun 167/1.bendine uygun olduğu belirlenmiştir.
Davacı 28.01.2005 tarihinde taburcu edilmiş olup, HUMK. nun 168. maddesi uyarınca engelin kalkmasından yani taburcu edilmesinden itibaren on günlük süre içinde (31.01.2005 tarihinde) eski hale getirme isteğinde bulunduğuna, davacının arzu ve iradesi dışında solunum yetmezliği gibi ağır hastalığı nedeniyle yargılama oturumuna katılmadığına göre, eski hale getirme isteğinin kabulü gerekir. Saptanan bu somut ve hukuki olgular karşısında davacının eski hale getirme isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Davacının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görüldüğünden kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle ve oyçokluğuyla BOZULMASINA ve 11,20 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 13.09.2005 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy