(3402 S. K. m. 12, 14, 16, 17) (4721 S. K. m. 713)
Dava: Hüseyin Taştekin ile Hazine ve Kızılkoca Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Şefaatli Sulh Hukuk Hakimliğinden verilen 28.04.2005 gün ve 271/75 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle 824 mer'a parseli içindeki 31,77 m2'lik taşınmaz bölümü ile yol olarak bırakılan 79 m2 miktarındaki taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine ve köy tüzel kişiliği temsilcisi, yargılama oturumlarına katılmamışlardır.
Mahkemece, hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz bölümlerinden AR60,12 m2 miktarındaki yerin 824 mer'a parseli içinde, BR100,89 m2 miktarındaki yerin yol olarak bırakılan alanda kaldığı teknik bilirkişinin 27.4.2005 günlü raporundan anlaşılmaktadır. Kadastro çalışmalarında 824 parsel, mer'a olarak sınırlandırılmış ve kadastro tutanağı 15.1.1988 tarihinde kesinleşmiştir İncelenmekte olan bu dava ise, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin kaçırılmasından sonra 23.9.2004 tarihinde açılmıştır. Yani kesinleşme tarihinden itibaren davanın açıldığı 23.09.2004 tarihine kadar on yıllık hak düşürücü süre geçirilmiş bulunmaktadır. Anılan maddedeki 10 yıllık hak düşürücü süre olumsuz dava koşulu olup, tüm def'i ve itirazlardan önce nazara alınır. 824 mer'a parseli içinde kalan A-60,12 m2 miktarındaki taşınmaz bakımından davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Kadastroda yol olarak bırakılan BR100,89 m2 miktarındaki taşınmaza gelince; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16. maddesi hükmüne göre yol, meydan ve köprü gibi orta malları haritasında gösterilmekle yetinilir. Taşınmazın haritasında yol olarak gösterilmesi bir kadastro işlemi olup kadastro tutanağı düzenlenmediği için böyle bir işlem tespit dışı bırakma işlemi niteliğinde olup, bu tür yerler hakkında 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesinde yazılı hak düşürücü süre uygulanmaz. Bu taşınmaz bölümü yönünden mahkemenin ret gerekçesi yerinde değildir. Böyle bir yerin TMK. nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddesi hükümlerine göre tapuya tesciline karar verilebilmesi için Yargıtay'ın yerleşmiş kararlarına göre haritasında yol olarak gösterildiği tarihten itibaren 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarruf edilmiş olması gerekmektedir. Somut olayda dava konusu taşınmaz 15.1.1988 tarihinde paftasında yol olarak gösterilmek suretiyle belirtilmiştir. O tarihten, dava tarihine kadar kazanma süresi ve koşulları geçmemiştir. Bu taşınmaz bölümü yönünden davanın bu nedenle reddi gerekirken değişik, yazılı gerekçe ile reddine karar verilmiş olması doğru değil ise de, hüküm redde ilişkin olup sonucu itibariyle doğru görülmüştür.
Sonuç: Davacı vekilinin yukarıda açıklanan nedenlerle tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun görülen hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 11,20 YTL peşin harcın onama harcına mahsubuna 26.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy