(3402 S. K. m. 14) (4721 S. K. m. 713/1)
Dava: Hacı Seven ile Hazine ve Üzümlü Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının reddine dair Çukurca Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 20.05.2005 gün ve 39/18 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava dilekçesinde mevkii ve sınırlarını açıkladığı taşınmazın adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı Üzümlü Köyü Tüzel Kişiliğini temsilen köy muhtarına, dava dilekçesi yöntemine uygun bir biçimde tebliğ edilmesine karşın yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik ve muristen intikal hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK. nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14.maddesi gereği açılan tescil davasıdır.
Mahkemece, uyuşmazlık konusu taşınmazın 1993 yılında güvenlik nedeniyle köyün boşaltılması sonucu davacının köyü terk ettiğini, 1993 yılından dava tarihine kadar zilyetliğinin bulunmadığını, 2003 yılı yaz aylarında Kaymakamlıkça üzerinde okul inşaatı yapıldığını gerekçe göstermek suretiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar, tescili istenen uyuşmazlık konusu taşınmazın davacının dedesinden kaldığını, 50-60 yıldan beri davacının zilyetliği olduğunu, 1993 yılında terör nedeniyle köyün boşaltıldığını, davacının Hakkari'ye göç ettiğini bildirmişlerdir. Uzman bilirkişi ziraat mühendisi raporunda, taşınmazın üçüncü sınıf kültür arazisi olduğunu açıklamıştır.
Mahkeme gerekçesinde, 2003 yaz aylarında taşınmaz üzerinde okul inşaatı yapıldığını bildirmiş ise de, okul inşaatının yapıldığına ilişkin dosya arasında herhangi bir resmi bilgi ve belgeye rastlanmadığı gibi, teknik bilirkişi krokisinde işaretlenen okul veya herhangi bir bina da görülmemektedir. Davacının, ortaya çıkan zorunluluk nedeniyle köyünü terk edip, Hakkari'ye yerleşmiş bulunması taşınmaz üzerindeki zilyetliğini kendi iradesiyle terk ettiği anlamına gelmez. Öte yandan dosya arasında bulunan ve okul inşaatının yapılmasına izin verildiğine ilişkin Kaymakamlık makamına verilen 08.12.1993 tarihli dilekçe ve eklerinde yer alan kişilerin arasında; davacının ismine de rastlanılmamıştır. Bu bakımdan öncelikle tescile konu yapılan taşınmaz üzerinde herhangi bir okul inşaatının bulunup bulunmadığı hususunun keşfen tespit edilmesi, varsa krokiye işaret ettirilmesinin sağlanması, bundan ayrı taşınmazın okul inşaatının yapılmasına tahsis edilip edilmediğinin Çukurca Mal Müdürlüğüne bağlı Milli Emlak Müdürlüğünden sorulması, tahsis edilmiş ise, hangi tarihte tahsis edildiğinin belirlenmesi gerekmektedir.
Şayet, gerçekten yer okul inşaatının yapılması için Hazinece tahsis edilmiş ise, artık bu tarihten itibaren taşınmazın kamu emlakine dönüştüğü gözetilerek tahsis tarihinden geriye doğru davacı tarafın kazanmayı sağlayan 20 yıllık sürenin dolup dolmadığının belgelenmesi, diğer koşullar yanında süre de dolmuş ise davacının taşınmaz üzerindeki mülkiyetinin tespitine karar verilmesinin düşünülmesi, herhangi bir tahsis ve taşınmaz üzerinde okul inşaatı söz konusu değil ise, taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmesinin değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Davacının temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle ve HUMK. nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 11,20 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 06.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy