(3402 S. K. m. 14, 17) (4721 S. K. m. 713) (1086 S. K. m. 258, 259)
Dava: Mehmet T. ve müşterekleri, müdahil davacı Ferit K. ile Daylı Köyü Tüzel Kişiliği ve Hazine aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Boyabat Sulh Hukuk Hakimliğinden verilen 07.07.2005 gün ve 448/281 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırlarını açıkladıkları üç parça taşınmazın vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı Köy Tüzel Kişiliğine, yöntemine uygun bir biçimde dava dilekçesi tebliğ edilmesine karşın, yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, teknik bilirkişi Cavit G. ve arkadaşının dosyaya sunduğu 15.12.2004 günlü rapor ve krokisinde 1, 2 ve 3 numarayla gösterilen taşınmaz bölümleri hakkındaki davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar ve ihya hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK. nun 713/1 ve 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddeleri gereğince açılan tescil davasıdır.
Mahkemece, kazanma koşullarının davacılar yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Uyuşmazlık konusu taşınmaz parçalarının bulunduğu köyde 1954 yılında kadastro çalışmalarına başlanmış ve 1955 yılında tamamlanmış olup aynı tarihte kesinleşmiştir. Kadastro Müdürlüğü 01.12.2004 gün 260/908 sayılı yazılarında; dava konusu taşınmazların ırmak yatağı ve çay yatağı olarak tespit dışı bırakıldığını bildirmiştir. Bundan ayrı krokide 1 numarayla gösterilen sarıya taralı yer Gök ırmağın kenarında olup, Gök ırmağın yatağı olarak, kırmızıya taralı 2 numarayla işaretli yer kuru çay yatağı ve 3 numarayla yeşile taralı yer ise, taşlık olarak tespit dışı bırakıldığı, teknik bilirkişilerin raporundan anlaşılmaktadır. Taşınmazlar ırmak yatağı kuru çay yatağı ve taşlık olarak tespit dışı bırakıldığına göre nitelik itibariyle imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olup, 3402 sayılı Kanunun 17. maddesi uyarınca tüm olumlu ve olumsuz koşulların araştırılması zorunludur. Bundan ayrı taşınmazlara komşu parsellerin dayanakları ve komşu parsellerin kadastro tutanakları ile dayanakları getirtilip taşınmazın niteliği açısından gözönünde tutulmamıştır. Bu bakımdan kabulüne karar verilen taşınmaz bölümleri imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olduğundan, öncelikle davacıların hangi tarihte bu taşınmazların imar ve ihyasına başladığı, imar ve ihyanın ne şekilde sürdürüldüğü, hangi tarihte tamamlandığı, yeniden yapılacak keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulmak suretiyle araştırılıp belirlenmesi gerekir. Bundan başka taşınmazların bitişiğinde bulunan 830,831,832 ve 840 sayılı parsellere ait dosyada bulunan kadastro tutanaklarına göre, tapu kayıtlarının revizyonu sonucu tapuları oluştuğu anlaşıldığından, bu parsellere ait revizyon gören tapu kayıtları ile 807 ve 829 parsellere ait kadastro tutanak ve ekleriyle aynı şekilde bu parsellere kadastro sırasında uygulanan tapu ve vergi kayıtları var ise, bunların ilk oluşturulduğu günden itibaren tüm geldi ve gittileri getirtilerek keşifte uygulanması, taşınmazın yönünü ne olarak gösterdikleri hususu üzerinde durulması, tescile karar verilen 2 ve 3 nolu taşınmazların bitişiğinde bulunan 1297 sayılı parsele ait tapu kaydının hükmen oluştuğu anlaşıldığından bu parsele ilişkin hüküm dosyasının getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde değerlendirilmesi, hüküm kapsamına ve krokisine göre taşınmaz yönünü ne gösterdiği hususunun değerlendirilmesi, yerel bilirkişi ve tanıkların HUMK. nun 258 ve 259. maddeleri gereğince keşifte dinlenmelerinin sağlanması, uzman bilirkişi ziraat mühendisinden ve teknik bilirkişiden taşınmazın niteliğini kesin bir biçimde açıklığa kavuşturacak gerekçeli, denetime açık karşılaştırılmalı rapor sunulmasının istenilmesi, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken bu hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile eksik incelemeye dayalı, usul ve kanuna aykırı hükmün HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy