(1086 S. K. m. 237)
Dava: Y. Kılıçlı ile Ş. Güler, dahili davalılar S. Kökalan ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Adilcevaz Sulh Hukuk Hakimliğinden verilen 21.04.2005 gün ve 4/45 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, miras yoluyla intikal ve kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak 38 ada 59 parselin tapu kaydının iptaliyle adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Ş. Güler, dava konusu parselin hükmen adına tescil edildiğini, hak düşürücü sürenin dolduğunu, reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, Adilcevaz Kadastro Mahkemesinin 19.3.1996 gün, 378/56 esas ve karar sayılı hükmü kesin hüküm kabul edilerek bu sebeple davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece kesin hüküm kabul edilen yukarıda tarihi ve sayısı yazılı hükme ilişkin dava dosyasında, davacı Adil oğlu Y. Kılıçlı'nın zilyetliğe dayanarak aynı parsel hakkında davalı Ş. Güler ve arkadaşları aleyhine açmış olduğu tapu iptali ve tescil davasının reddine karar verildiği ve bu hükmün temyiz edilmeksizin 26.06.1996 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Şeklen her iki davanın taraflarının da aynı olduğu görülüyor ise de, görülmekte olan davanın davacı Y. Kılıçlı'nın yargılama tutunağına geçen kimliğine ait belgelerde Adil oğlu, Kadastro Mahkemesindeki davacı Y.'ın da Kadir oğlu olduğu belirtilmiştir. Açıklandığı üzere davacının baba adı değişik olmaktadır. Bu durumda her iki davadaki Y. Kılıçlı'nın aynı kişi olup olmadığı hususu üzerinde durulması gerekir. Her ne kadar davacı Y., Kadastro Mahkemesi hükmünün konu ve sebep bakımından kendisi yönünden kesin hüküm oluşturmayacağını ileri sürmüş, bu konuda herhangi bir itirazda bulunmamış ise de, taraf birliğinin de araştırılması gerekir. Zira HUMK. nun 237.maddesi hükmü uyarınca bir hükmün kesin hüküm sayılabilmesi için her iki davanın tarafları, konusu ve sebebinin aynı olması gerekir. Bu yön göz önünde tutularak her iki davadaki davacı Y. Kılıçlı'nın aynı kişi olup olmadığının belirlenmesi, aynı kişi ise şimdiki gibi davanın kesin hüküm nedeniyle reddine, farklı kişiler ise iddia ve savuma çerçevesinde taraf delillerinin toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 5,30 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 06.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy