(6831 S. K. m. 2/B, 17) (3402 S. K. m. 18)
Dava: Yaşar Öztürk ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Ortaca Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 29.03.2005 gün ve 314/93 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle 118 ada 15 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptaliyle vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmazın öncesinin orman olup, Hazine lehine orman dışına çıkartılan yerlerden olduğunu, taşınmazın orman dışına çıkartıldığı tarihten Hazine adına tapu kaydının oluştuğu tarihe kadar 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolmadığını, davacının ecrimisil ihbarnamesine itirazda bulunup iptali yoluna da başvurmaması nedeniyle, zilyetliğinin malik sıfatıyla olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece taşınmazın Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olduğu, davacının taşınmazın tapusuz olduğunu belirterek zilyetlik nedenine dayalı olarak tescil istediğini, mülkiyet hakkının varlığını ispata yarar bir kayda dayanmadığını, 3402 sayılı Yasanın 18/2 maddesi hükmüne göre yasalar uyarınca Devlete kalan taşınmaz malların tapuda kayıtlı olsun olmasın zilyetlikle edinilemeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından esas ve vekalet ücreti yönlerinden temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaza ait kadastro tutanağının incelenmesinde 2924 sayılı Kanunun ilgili hükümleri uyarınca 6831 sayılı Orman Kanununun 2/B maddesi gereğince orman dışına çıkartılan yerlerden olduğu, halen Hüseyin oğlu Yaşar Öztürk'ün kullandığının muhtar ve bilirkişiler tarafından bildirilmesi üzerine 6.7.1998 tarihinde iki katlı kargir bina ve tarla niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiş, tutanak 29.12.1998 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı vekili tespit öncesi kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuştur. Kadastro tutanağına ve ormancı bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmaz 1942 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu hükümleri uyarınca yapılan çalışmalar sırasında orman olarak sınırlanmış, 1975 yılında 1744 sayılı Kanunla değişik 6831sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca bilim ve fen bakımından orman niteliğini yitirmesi nedeniyle orman sınırları dışına çıkarılmış ve bu işlem 1975 tarihinde ilan edilerek itirazsız olarak kesinleşmiş olmakla beraber orman kadastro haritasının tetkikinde taşınmazın dört tarafının orman ile çevrili olduğu görülmüştür. Bu durumda uyuşmazlığın 6831 sayılı Orman Kanununun 17.maddesi hükmü uyarınca çözüme kavuşturulması icap etmektedir. Gerçekten de kesinleşmiş sınırlama haritasının dışında kalan bir yer 6831 sayılı Orman Kanununun 1.maddesi hükmü uyarınca orman sayılmaz ise de, böyle bir yerin aynı Kanunun 17.maddesine göre kazanılacak yerlerden olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Orman Kanununun 17.maddesi hükmüne göre Devlet Ormanları içerisinde bu ormanların korunması, imarı ile alakalı olarak yapılacak her nev'i bina ve tesisler müstesna olmak üzere her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerlerin yapılması, tarla açılması, işlenmesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşmesi yasaklanmıştır. Açıklandığı üzere dört tarafı Devlet ormanıyla çevrili bulunan böyle bir yerde kullanma ve zilyetliğin sürdürülmesi orman lehine genişleme yaratacağından ve ormanın bütünlüğünü bozacağından böyle bir tasarrufa izin verilmemiştir. Böyle bir yerdeki zilyetlik yasaklanmış olduğu için kazanma bakımından hukuken hiçbir değer taşımaz. Mahkemenin red gerekçesi yerinde değil ise de taşınmazın Orman Kanununun 17. maddesi kapsamına giren bir yer olması nedeniyle hüküm sonucu itibariyle doğru olmakla davacı vekilinin hükmün esasına ilişkin temyiz isteminin reddiyle davanın reddine dair hüküm bölümünün ONANMASINA,
Davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarına gelince; dava dilekçesinde taşınmazın değerinin yaklaşık olarak 5.100.000.000 TL.olduğu bildirilmiş, keşif sonrası inşaat bilirkişisi Nevzat Abalı tarafından verilen raporda taşınmaz üzerindeki yapıların dava tarihi itibariyle toplam değerleri 12.174 YTL olarak beyan edilmiş, mahkemece ilk bildirilen dava değeri düşüldükten sonra aradaki farka ilişkin peşin harç mahkemece 2.3.2004 tarihli makbuzla tahsil olunmuştur. Bu değere taraflarca herhangi bir itiraz vukuu bulmamıştır.
Sonuç: O halde taşınmazın belirlenen ve harcı tamamlanan değeri üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2.bölümünün 3.kısmına göre nisbi vekalet ücreti tayin ve taktiri gerekirken 2.373.920.000 TL. ücret taktiri doğru olmadığından davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün vekalet ücretine dair kısmının BOZULMASINA, ve aşağıda dökümü yazılı 11,20 YTL peşin harcın onama harcına mahsubuna, 29.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy