(1086 S. K. m. 258, 259) (2709 S. K. m. 36) (3402 S. K. m. 14, 15)
Dava: Hatice Öztürk ile Mustuk Sezgin aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Tufanbeyli Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 01.07.2005 gün ve 104/74 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Hatice Öztürk, davalı ile ortak miras bırakanları (babaları) Mehmet Sezgin'den intikal eden ve taksim edilmeyen Cumhuriyet mahallesi 149 ada 9, 177 ada 70,184 ada 48 ve 53, 155 ada 33, 183 ada 27, 165 ada 54 parseller ile İstiklal mahallesi 244 ada 15, 248 ada 67 ve 280 ada 24 sayılı parsellere ait davalı tapularının iptali ile miras payı oranında adına tesciline karar verilmesini istemiş, yapılan keşif sırasında 155 ada 33 ve 280 ada 24 parsellerle ilgili davasından feragat etmiştir.
Davalı Mustuk Sezgin, babalarından kalan taşınmazları 1954 yılında taksim ettiklerini, davacıya Handeresi, Kayapınar, Kale, Oğlanpınarı ve Karaimir mevkilerinden yer düştüğünü ve taksime göre kullandıklarını, hatta dava konusu taşınmazlardan 248 ada 67 parselin de davacı tarafından kullanıldığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece; 155 ada 33 ve 280 ada 24 parseller yönünden vazgeçme nedeniyle, diğer parsellerin ise davalıya ait olduğu ve zilyetlikle kazanma koşulları oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dava miras yolu ile intikale dayalı miras payının iptali ve tescili isteğine ilişkindir. Yerel bilirkişiler ve davalı tanığı; dava konusu taşınmazların tarafların ortak miras bırakanları babalarından kaldığını ve 1950'li yıllarda sözlü yapılan taksim sonucu davalıya düştüğünü açıklamaları üzerine, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Uyuşmazlık hakkında hüküm kurulabilmesi için iddia ve savunmaya ilişkin delillerin eksiksiz olarak toplanıp birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
1- Davacı 13.10.2003 tarihli dilekçesiyle delil olarak tanıklarını bildirmiş, bu tanıklar mahallinde yapılan keşifte HUMK. nun 258 ve 259. maddeleri hükümlerine göre usulüne uygun bir biçimde davet edilip dinlenmemişlerdir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 36. maddesine göre herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir. Bu nedenle davacıya iddiasını ispat hakkı tanınmalıdır. Mahkemenin davacı şahitlerini dinlemeden hüküm kurması doğru değildir.
2- Davalı taşınmazların miras yoluyla intikal ve taksim suretiyle kaldığını, davacıya da bir kısım yerlerin taksimen kaldığını hatta dava konusu taşınmazlardan 248 ada 67 numaralı parselin de davacıya verildiğini, yine davacı adına 177 ada 69,184 ada 35, 328 ada 9 ve 11 numaralı parsellerin miras yoluyla intikal edip, taksimen davacıya geçtiğini savunmuştur. Bu parsellerden 248 ada 67 numaralı parselin davacıya taksimen kaldığını davalı savunmuşsa da halen dosya arasında mevcut tapu kaydına göre bu taşınmaz davalı üzerinde görülmektedir. Davalıya beyanı açıklatılıp 248 ada 67 numaralı parselin davacıya neden intikalinin yapılmadığı üzerinde durulmalıdır. Ayrıca davacı Hatice adına tespit gören 177 ada 69, 184 ada 35, 328 ada 9 ve 11 numaralı parsellerin kadastro tutanakları ve dayanakları getirtilip bu parsellerin muris Mehmet Sezgin'den miras yoluyla intikal ve taksim suretiyle kalıp kalmadıkları araştırılıp belirlenmeli, davacı Hatice'nin bu taşınmazların kocasından kaldığına ilişkin iddiası araştırılmalıdır. Eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde bulunmamaktadır.
Sonuç: Yukarıda 2 bent halinde açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile eksik incelemeye dayalı, usul ve kanuna aykırı hükmün HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 11,20 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 07.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy