(4721 S. K. m. 713)
Dava: İsmail Atay mirasçıları; Makbule Atay ve müşterekleri ile Hazine, Tevfik oğlu Kazım, Hasan oğlu Süleyman aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Çatalca 2.Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 24.05.2005 gün ve 18/319 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılardan B. Şentepe (Atay), N. M. (Atay) vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, vekil edenlerinin miras yolu ile intikal eden dava konusu 989 parsel numaralı taşınmaz üzerinde 20 yılı aşkın süreden beri malik sıfatıyla zilyet olduklarını, kim oldukları belli olmayan davalılar adına kayıtlı tapu kaydının iptali ile taşınmazın vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili ile davalı kayıt maliklerinin kayyımı Av. E. Günay, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın Hazine yönünden husumet nedeniyle, diğer davalılar yönünden bilinen kişiler oldukları ve kazanma koşulları oluşmadığı nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacılar B. Şentepe ile N. M. vekilleri Avukat S. Şentürk tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz 17.08.1990 tarihinde kesinleşen tapulama tutanağına göre, tapu kayıtlarına istinaden 1256/3560 hissesi Tevfik oğlu Kazım, 2304/3560 hissesi Hasan oğlu Süleyman adlarına tespit edilmiş, beyanlar hanesinde kayıt maliklerinin ölü oldukları ve üzerindeki ev, ahır, samanlık ve ardiyenin İ. Atak'a ait olduğu açıklanmıştır. Tapu kütüğüne göre malikin kim olduğu kayıtların incelenmesinden anlaşılmaktadır.
TMK. nun 713/2.maddesi maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın TMK. nun 713/1.maddesindeki koşullar altında iktisabının mümkün olduğunu düzenlemiştir.
TMK. nun 713/2. maddesinde açıklandığına göre tapu kaydından malikin kim olduğunun anlaşılamaması hali; tapudan taşınmazın sahibinin bilinebilmesine yarayacak gerekli bilginin çıkarılmasının imkansız olmasıdır. Davalıların bilinmeyen bir kişi olmasıyla tapu kütüğünden kim olduklarının anlaşılamaması farklı değerlendirmelerdir. Yargıtay İçtihatlarına göre gerekli dikkati gösteren herkesin malikin kim olduğunun anlaşılamayacağı hallerde tapu sicilinde yazılı malikin bilinmediğinin kabulü gerekir. Ayrıca, tapu kaydında malik sütununun boş bırakılması, malik adının müphem ve yetersiz gösterilmiş olması gibi durumlarda malikinin kim olduğunun anlaşılamadığı kabul edilir. İptali istenen tapu kaydında ise böyle bir durum söz konusu olmayıp, kadastro tutanağı, dayanak tapu kayıtlarındaki bilgilere göre malikin kim olduğu anlaşılmaktadır. Davacı TMK. nun 713/2.maddesinde düzenlenen tapu kütüğünden malikin kim olduğu anlaşılamadığı hukuki sebebine dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunduğuna göre davanın reddine karar verilmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Öte yandan tutanağın kesinleştiği 17.08.1990 tarihinden dava tarihine kadar 10 yıllık hak düşürücü süre dolmuş olup davacı tarafça kadastrodan önceki nedenlere dayalı tapu iptali davası açılması imkanı da yoktur. Diğer koşullar dışında tutanağın kesinleştiği tarihten dava tarihine kadar TMK. nun 713/2. maddesi gereğince 20 yıllık kazanmayı sağlayan zilyetlik süresi dolmadığı için dava yine redde mahkum durumdadır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar B. ve Nursen vekillerinin temyiz itirazları yerinde olmadığından reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 11,20 YTL peşin harcın onama harcına mahsubuna 24.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy