(3402 S. K. m. 14)
Dava: Ali A. ve müşterekleri ile Bağlama Kasabası Belediye Başkanlığı aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Niğde 2. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 21.06.2005 gün ve 493/383 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar ayrı ayrı satın ve devraldıkları dava konusu taşınmaz bölümlerinin kadastro çalışmaları sırasında 169 ada 3 parsel içinde davalı Bağlama Kasabası Belediye Başkanlığı adına tespit ve tescil edildiğini açıklayarak bu bölümlere ait tapu kayıtlarının iptali ile adlarına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı Belediye vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacıların dava konusu ettikleri yerler üzerinde zilyetliklerinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz bölümlerini kapsayan 2440 m2 yüzölçümlü 169 ada 3 parsele ait kadastro tutanağında, öncesi itibariyle Bağlama köyü tüzel kişiliğine ait olduğu dönemde 30.04.1982 tarihinde 17 parçaya bölündüğü, değişik kimselere satılıp devredildiği, ancak satış ve devre konu taşınmazların krokilerinin düzenlenmediği ve zilyet ve maliklerinin belirlenmemesi nedeniyle 02.06.2000 tarihinde arsa niteliğiyle davalı Belediye Başkanlığı adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacılar, dava konusu taşınmaz bölümlerini 1982 yılında köy tüzel kişiliğinden satın aldıklarını belirterek iptal ve tescil isteğinde bulunmuşlardır. Yapılan keşifte davacılar ayrı ayrı satın aldıkları dava konusu yerlerin sınırlarını belirlemek suretiyle göstermedikleri gibi yerel bilirkişi ve tanıklarda bu hususta açık ve kesin bir beyanda bulunmamışlardır. Her ne kadar kadastro tutanağı ve satışa ilişkin köy karar defterinde taşınmazların parsellenip satıldığı belirlenmiş ise de, satışla birlikte teslim olgusunun yapıldığı da anlaşılmamaktadır. Tapusuz olan bir yerin mülkiyetinin alıcısına geçmesi için satışla birlikte zilyetliğinin devri gerekir. Somut olayda, zilyetliğin devredildiği ve davacıların zilyet oldukları kanıtlanmamış bulunduğuna göre yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sonuç: Davacıların tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 11,20 YTL peşin harcın onama harcına mahsubuna, 09.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy